HavacılıkBölüm 58 / 86

Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri

Overbooking modeli, kaç yolcunun gerçekten uçağa bineceğini tahmin eden tek bir sayının üzerinde duruyor: biniş oranı. Bu bölüm o sayının hangi düzeltmelerle hesaplandığını, verinin ne zaman kesildiğini, PNR özniteliklerinin tahmin hatasını ne kadar düşürdüğünü ve Binom modeliyle yetkilendirme limitinin nasıl arandığını anlatıyor.

ai üretimi

Havacılık · İçindekiler
  1. 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
  2. 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
  3. 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
  4. 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
  5. 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
  6. 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
  7. 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
  8. 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
  9. 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
  10. 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
  11. 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
  12. 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
  13. 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
  14. 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
  15. 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
  16. 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
  17. 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
  18. 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
  19. 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
  20. 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
  21. 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
  22. 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
  23. 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
  24. 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
  25. 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
  26. 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
  27. 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
  28. 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
  29. 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
  30. 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
  31. 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
  32. 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
  33. 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
  34. 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
  35. 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
  36. 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
  37. 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
  38. 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
  39. 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
  40. 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
  41. 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
  42. 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
  43. 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
  44. 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
  45. 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
  46. 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
  47. 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
  48. 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
  49. 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
  50. 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
  51. 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
  52. 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
  53. 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
  54. 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
  55. 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
  56. 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
  57. 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
  58. 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
  59. 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
  60. 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
  61. 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
  62. 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
  63. 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
  64. 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
  65. 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
  66. 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
  67. 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
  68. 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
  69. 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
  70. 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
  71. 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
  72. 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
  73. 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
  74. 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
  75. 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
  76. 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
  77. 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
  78. 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
  79. 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
  80. 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
  81. 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
  82. 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
  83. 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
  84. 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
  85. 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
  86. 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi

Spill bölümleri talebin kapasiteye sığmayan kısmını, yani hiç satılamayan koltuğun karşılığı olan kaybı anlatıyordu. Bu bölüm tersine bakıyor: satılmış ama boş kalkan koltuğa. Rezervasyon yapan her yolcu kapıya gelmiyor; biri iptal ediyor, biri gelmiyor (no-show), biri bağlantısını kaçırıyor. Havayolu bu boşluğu kapasitenin üzerinde satarak, yani overbooking yaparak kapatıyor. Kaynak metin bu işin nereden başladığını tek cümleyle söylüyor: biniş oranı tahmini, fazla rezervasyon modelinin birincil girdisi. Overbooking bir cesaret meselesi değil, bir tahmin meselesi: limitin kalitesi, kaç kişinin gerçekten bineceğini söyleyen sayının kalitesinden daha iyi olamaz.

O sayıyı üreten zincir dört halkadan oluşuyor. Önce ham rezervasyon verisinden gerçek biniş davranışı çıkarılıyor. Sonra verinin hangi anda kesileceğine karar veriliyor. Sonra tahminin ne kadar yanıldığı ölçülüyor ve bu ölçüm düzenli güncelleniyor. En sonda da bu tahmin, uçağa alınamayan yolcu sayısına konmuş bir tavanla birlikte bir olasılık modeline giriyor ve oradan satılabilecek koltuk sayısı çıkıyor.

Ham rezervasyon sayısı biniş oranı değil

İlk tuzak, rezervasyon sayısını kalkıştaki biniş sayısıyla bölüp biniş oranı elde ettiğini sanmak. Kaynak metin bu hesaba girmesi gereken dört düzeltmeyi sayıyor, ikisi toplamı büyütüyor, ikisi küçültüyor.

Go-show yolcular, yani rezervasyonu olmadan havalimanına gelip uçağa binenler, toplama ekleniyor. Rezervasyon kaydında görünmüyorlar ama kabinde bir koltuk kaplıyorlar; onları saymayan bir model uçağın gerçekte olduğundan daha boş kalktığını düşünür ve limiti fazla açar. Mis-connect yolcular, yani bir önceki uçuşu gecikip bağlantısını kaçıranlar, toplamdan çıkarılıyor. Bu yolcu bu uçuşu tercih etmekten vazgeçmedi; başka bir uçağın gecikmesinin kurbanı oldu. Onu no-show saymak, bu uçuşun yolcu davranışına ait olmayan bir gürültüyü tahmine katmak demek.

Üst kabine yükseltilen (upgrade) yolcu, bindiği kabinin biniş sayısına dahil ediliyor. Ekonomi rezervasyonuyla business’ta oturan kişi business kabininde fiziksel bir koltuğu kullanıyor; kabin bazlı overbooking o koltuğu boş sanarsa aynı koltuğu iki kez satar. Gelir getirmeyen (non-revenue) yolcular ise hesaba hiç girmiyor. Model satılmış koltuğun ne sıklıkla boşa çıktığını soruyor; satılmamış koltukta oturan yolcu bu sorunun parçası değil.

Yazılım tarafında bunun karşılığı şu: biniş oranının girdisi rezervasyon sistemindeki bir sayaç değil, kalkış kontrolünden gelen gerçekleşmiş veriyle rezervasyon verisinin yolcu düzeyinde eşleştirilmesi. Go-show’u görmek için kalkış kontrolüne, mis-connect’i ayırmak için bağlantılı uçuşun gerçekleşme verisine, upgrade’i doğru kabine yazmak için oturulan kabinle satılan kabinin ayrı alanlarda tutulmasına ihtiyaç var. Bu alanlardan biri eksikse model hata vermez, sessizce yanlış bir oran öğrenir.

Verinin kesildiği an, tahminin ne gördüğünü belirliyor

Rezervasyon durumu kalkışa kadar sürekli değişiyor: iptaller geliyor, yeni satışlar ekleniyor, isim değişiklikleri yapılıyor. Tahmin modeli bu hareketli resmin bir anlık görüntüsünü (snapshot) alıp onun üzerine kuruluyor. Hangi anın alınacağı, modelin hangi yolcu kompozisyonunu göreceğini belirliyor.

Kaynak metnin tercihi açık: en iyi kesit, kalkıştan birkaç saat önce, tercihen dört saat önce alınan görüntü. Bu mümkün değilse kalkıştan önceki gecenin verisi baz alınıyor. Mantığı basit: kalkışa ne kadar yakın alınırsa, iptal etme ihtimali olan yolcuların çoğu zaten iptal etmiş, son dakika satışları da kayda girmiş olur. Geriye kalan belirsizlik ağırlıklı olarak gelip gelmeme sorusudur, yani modelin gerçekten tahmin etmesi gereken şey.

Bunun mühendislik tarafında iki sonucu var. Birincisi, snapshot bir toplu iş değil bir zamanlama sözleşmesi: her uçuş için kalkış saatine göre kaydırılmış bir tetik gerekiyor, gece yarısı herkesi birden çeken bir iş değil. Gece verisine düşüş bir yedek plan olarak tanımlandığına göre, sistemin hangi kesitle çalıştığını kaydetmesi de gerekiyor; yoksa dört saatlik kesitle eğitilmiş bir oran gece kesitine uygulanır ve kimse fark etmez. İkincisi, geçmiş biniş oranlarını hesaplarken de aynı kesit kullanılmalı. Eğitimde bir anı, tahminde başka bir anı kullanmak, iki farklı sorunun cevabını birbirine bölmek demek.

Tahmin hatası da bir tahmin, onu da güncellemek gerekiyor

Overbooking limitini belirleyen şey yalnızca beklenen biniş oranı değil, o oranın ne kadar oynadığı. Ortalaması aynı olan iki uçuştan biri günden güne geniş bir aralıkta dalgalanıyor, öteki dar bir bantta kalıyorsa, ikisi aynı limiti taşıyamaz. Bu yüzden model iki şeyi birlikte izliyor: oranın kendisini ve etrafındaki dağılımı.

Kaynak metnin önerdiği yöntem sade. Biniş oranının standart sapması basit bir üstel düzeltme (exponential smoothing) modeliyle güncelleniyor. Tahmin hatasının sıfır ortalamalı normal dağıldığı varsayılıyor ve varyans, ortalama mutlak sapma (MAD) üzerinden hesaplanıyor. MAD, her uçuşta gerçekleşen oranla tahmin edilen oran arasındaki farkın mutlak değerlerinin ortalaması; normal dağılım varsayımı altında standart sapmayla arasında sabit bir oran olduğu için ondan varyansa geçmek mümkün.

Bu seçim bir yazılımcı için anlamlı. Üstel düzeltme her yeni uçuşta yalnızca bir önceki değeri ve yeni hatayı istiyor; geçmiş uçuşların tamamını saklayıp yeniden taramak gerekmiyor. Binlerce uçuş-kabin kombinasyonu için her gün güncellenecek bir parametrede bu, durum olarak yalnızca iki sayı tutmak demek: güncel tahmin ve güncel MAD. Varsayımın bedeli de açık: sıfır ortalamalı hata varsayımı, tahminin sistematik olarak bir yöne kaymadığını kabul ediyor. Hatanın ortalaması sıfırdan uzaklaşıyorsa sorun varyansta değil, oranın kendisinde; MAD bunu yakalamaz, yalnızca dağılımı genişletir.

PNR, zaman serisinin göremediği yolcuyu gösteriyor

Buraya kadar anlatılan yöntem bir zaman serisi yaklaşımı: bu uçuşun geçmişte nasıl dolduğuna bakıp bugünü tahmin ediyor. Ama geçmiş biniş oranı, bugün uçakta kimin olduğunu bilmiyor. Aynı uçuşun bir gün ağırlıkla bağlantılı ve esnek biletli iş yolcusu, başka bir gün aileyle seyahat eden tatilci taşıması, biniş davranışını değiştirir; zaman serisi bu iki günü aynı ortalamayla karşılar.

PNR (yolcu isim kaydı) bu farkı görmenin yolu. Kaynak metin PNR’ı yolcu davranışına dair zengin nitelikler barındıran bir kayıt olarak tarif ediyor ve bu nitelikleri kullanan nedensel (causal) modellerin geliştirilebileceğini söylüyor. Önerilen yön net: yalnızca geçmiş zaman serisine dayanmak yerine PNR üzerindeki öznitelikleri modele katmak, biniş oranındaki belirsizliği azaltmanın daha etkili yolu.

Kazancın büyüklüğü de verilmiş. Kaynak metne göre bu tür modeller no-show tahmin hatasını %12,4 seviyesinden %9,5 seviyesine çekebiliyor ve tipik olarak no-show tahmin doğruluğunda %3 ile %7 arasında iyileşme sağlıyor. Örnekteki düşüş yaklaşık üç puan, yani bu aralığın alt ucuna denk geliyor. Metnin karar tablosu hedefi de buna göre koyuyor: PNR içindeki yolcu verilerini modele katarak hata payını %10’un altına indirmek.

Üç puan küçük görünebilir. Ama overbooking limiti hatanın büyüklüğüyle doğrudan ölçekleniyor: tahmin ne kadar belirsizse, uçağa alınamayan yolcu tavanını aşmamak için limit o kadar temkinli tutulmak zorunda. Hatadaki her puan, güvenle satılabilecek koltuk sayısına dönüşüyor.

Yazılım tarafında bu, overbooking modülünün girdisinin uçuş düzeyinde tek bir sayı olmaktan çıkıp yolcu düzeyinde bir veri akışına dönüşmesi demek. PNR özniteliklerinin snapshot anında okunabilir, tutarlı ve tarihsel olarak saklanmış olması gerekiyor; nedensel modeli eğitmek için geçmiş PNR’ların o anki haliyle gerçekleşen biniş sonucunun eşleşmesi lazım. Kaynak metin hangi özniteliklerin kullanılacağını saymıyor, o yüzden burada da saymıyoruz; ama altyapı sorusu öznitelik listesinden bağımsız: snapshot anındaki PNR’ı geri getiremeyen bir sistem, bu modeli hiç eğitemez.

Limit, kabul edilebilir kötü sonuç sayısından geriye doğru hesaplanıyor

Tahmin hazır olduğunda asıl soru geliyor: kaç koltuk satılacak? Bunun cevabı bir kısıttan türetiliyor. Fazla satış yüzünden uçağa alınamayan yolcu (denied boarding) havayoluna tazminat ve müşteri memnuniyeti kaybı olarak dönüyor; bu yüzden havayolu, bunun ne sıklıkla olmasına razı olduğunu önceden belirliyor.

Kaynak metne göre bu kısıt genellikle kabin düzeyinde biniş yapan her 10.000 yolcu başına uçağa alınamayan en fazla yolcu sayısı olarak ifade ediliyor. Endüstri pratiği olarak verilen aralık, 10.000 yolcuda 10 ile 20 arası. Karar tablosu üst sınırı koyuyor: tazminat maliyeti ve müşteri memnuniyeti dengesi için 10.000’de en fazla 20.

Bu kısıtın biçimi önemli. Limit “bu uçuşta kimseyi dışarıda bırakma” diye değil, “binen yolcuların içinde dışarıda kalanların oranı şu eşiği geçmesin” diye tanımlanıyor. Yani havayolu tek tek uçuşlarda denied boarding olacağını kabul ediyor ve bunu kabin genelinde bir oranla sınırlıyor. Kısıt kabin düzeyinde; bu da her kabinin kendi biniş oranı, kendi limiti ve kendi fazla satış hesabıyla ayrı yönetilmesi demek.

Yetkilendirme limiti, yani sistemin satışa açtığı toplam koltuk sayısı, bu kısıttan geriye doğru bulunuyor. Kaynak metnin tarif ettiği süreç şöyle: limit sırayla artırılıyor, her adımda beklenen fazla satış oranı hesaplanıyor ve bu oranın eşiği aştığı nokta tespit ediliyor.

Binom modeli, iptali ve no-show’u tek bir olasılıkta topluyor

Her adımda beklenen fazla satışı hesaplamak için bir olasılık modeli gerekiyor. Kaynak metnin önerdiği Binom dağılımı iki parametreyle kuruluyor: n, kalkış anındaki rezervasyon sayısı; p, tahmin edilen biniş oranı. Her rezervasyon p olasılıkla uçağa binen, 1−p olasılıkla binmeyen bir deneme gibi ele alınıyor. İptaller ve no-show’lar bu modelde ayrı ayrı izlenmiyor, tek bir olasılık paydası altında birleşiyor: yolcu ister iptal etsin ister gelmesin, sonuç aynı, koltuk boş kalıyor.

Bu bir basitleştirme ve bilerek yapılıyor. Karar tablosu Binom modelini standartlaştırmayı, iptallerle no-show’lar arasındaki ilişkiyi basitleştirmek ve operasyonel kararları hızlandırmak için öneriyor. Model her yolcuyu aynı p ile ve birbirinden bağımsız ele alıyor; kazanç, tek bir parametreyle kapalı biçimde hesaplanabilen bir dağılım. Önceki başlıktaki PNR tartışmasıyla birlikte okununca iş bölümü netleşiyor: yolcular arasındaki farkı nedensel model p’nin içine taşıyor, Binom da o p ile koltuk sayısını hesaplıyor.

Limit her artırıldığında iki değer hesaplanıyor: beklenen biniş (expected boarded) ve beklenen fazla satış (expected oversales). Beklenen biniş, kapasiteyle sınırlı olarak uçağa alınması beklenen yolcu sayısı; beklenen fazla satış, kapıya gelip kapasite dolu olduğu için alınamayan yolcu sayısının beklenen değeri. İkincinin birinciye oranı, 10.000 yolcu başına ölçeklendiğinde, kısıtla karşılaştırılan sayı oluyor. İterasyon, fazla satış oranı eşiği geçtiği anda duruyor ve bir önceki güvenli limit optimal overbooking seviyesi olarak seçiliyor.

Sıralı arama doğru, ikiye bölme hızlı

Limiti birer birer artırıp her adımda Binom dağılımını baştan hesaplamak doğru sonucu verir ama pahalıdır. Bunu her uçuş, her kabin ve her snapshot için tekrarlayan bir sistemde maliyet hızla büyüyor. Kaynak metin bu yüzden sıralı artırma yerine ikiye bölme aramasını (bisection search) öneriyor: hesaplama maliyetini düşürmek ve süreci hızlandırmak için.

Bu önerinin çalışmasının nedeni problemin yapısında. Satışa açılan koltuk arttıkça kapıya gelen beklenen yolcu da artar, kapasite sabit kaldığı için beklenen fazla satış oranı da düşmez. Oran limitle birlikte tek yönde hareket ettiği için, eşiği aşmayan en büyük limiti bulmak sıralı bir dizide sınır aramaktan farksız. İkiye bölme, alt sınırı eşiği aşmayan, üst sınırı aşan bir aralıkla başlayıp her adımda aralığı yarıya indiriyor; sıralı taramada limit sayısı kadar hesaplama gerekirken burada o sayının logaritması kadar hesaplama yetiyor.

Yazılım tarafında buradan çıkan ders şu: arama algoritması, modelin tek yönlü davrandığı varsayımına yaslanıyor. Binom modelinde bu varsayım doğal olarak sağlanıyor. Ama biri ileride modeli değiştirip limitle birlikte oranın tek yönde hareket etmediği bir yapı kurarsa, ikiye bölme hata vermeden yanlış bir limit döndürür. Bu varsayımı testle korumak, algoritmayı değiştirmekten ucuz.

Yarın işe yarayacak beş çıkarım

  1. Biniş oranını ham sayaçtan değil, düzeltilmiş veriden hesapla. Go-show’u ekle, mis-connect’i çıkar, upgrade’i oturulan kabine yaz, gelir getirmeyen yolcuyu dışarıda bırak. Bu dört alandan biri eksikse model hata vermez, yanlış bir oran öğrenir.
  2. Snapshot’ı kalkıştan dört saat önce al. Bu mümkün değilse önceki gecenin verisine düş, ama hangi kesitle çalıştığını kaydet ve eğitimde de aynı kesiti kullan.
  3. Hatayı da tahmin et. Biniş oranının standart sapmasını üstel düzeltmeyle ve MAD üzerinden güncelle; hatanın ortalaması sıfırdan kayıyorsa sorunun varyansta değil oranın kendisinde olduğunu bil.
  4. PNR’ı modele sok. Yalnızca zaman serisine dayanmak yerine PNR özniteliklerini kullanan nedensel modelle no-show hatasını %10’un altına indirmeyi hedefle. Bunun ön şartı, snapshot anındaki PNR’ı sonradan geri getirebilen bir veri saklama düzeni.
  5. Limiti kısıttan geriye doğru ara. Kabin düzeyinde 10.000 biniş başına en fazla 20 denied boarding tavanı koy, Binom modeliyle beklenen biniş ve beklenen fazla satışı hesapla, eşiği aşmayan en büyük limiti ikiye bölme aramasıyla bul.

Bu bölümde ne yok: overbooking limitinin gelir tarafındaki karşılığı, yani dışarıda kalan yolcunun tazminat maliyetiyle boş kalkan koltuğun kaybının parasal olarak tartılması, ve satılamayan talebin kendisi (spill bölümleri). Bu bölüm, o hesapların hepsinin dayandığı tek sayının, kaç kişinin gerçekten bineceğinin nasıl tahmin edildiğini anlatmak için var.