HavacılıkBölüm 57 / 86

Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz

Overbooking, uçağı kapasitesinin üzerinde satarak kalkışta boş kalacak koltuğu geri kazanma işidir; ama her fazladan satılan koltuk, kapıda birini geri çevirme ihtimali taşır. Bu bölüm boş koltuk maliyeti ile yolcu reddetme maliyeti arasındaki dengeyi, bu dengeyi aşağı çeken hizmet kalitesi kısıtlarını ve aynı mantığın otelcilikte neden farklı işlediğini anlatıyor.

ai üretimi

Havacılık · İçindekiler
  1. 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
  2. 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
  3. 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
  4. 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
  5. 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
  6. 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
  7. 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
  8. 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
  9. 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
  10. 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
  11. 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
  12. 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
  13. 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
  14. 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
  15. 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
  16. 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
  17. 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
  18. 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
  19. 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
  20. 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
  21. 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
  22. 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
  23. 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
  24. 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
  25. 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
  26. 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
  27. 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
  28. 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
  29. 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
  30. 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
  31. 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
  32. 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
  33. 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
  34. 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
  35. 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
  36. 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
  37. 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
  38. 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
  39. 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
  40. 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
  41. 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
  42. 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
  43. 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
  44. 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
  45. 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
  46. 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
  47. 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
  48. 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
  49. 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
  50. 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
  51. 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
  52. 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
  53. 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
  54. 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
  55. 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
  56. 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
  57. 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
  58. 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
  59. 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
  60. 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
  61. 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
  62. 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
  63. 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
  64. 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
  65. 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
  66. 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
  67. 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
  68. 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
  69. 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
  70. 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
  71. 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
  72. 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
  73. 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
  74. 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
  75. 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
  76. 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
  77. 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
  78. 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
  79. 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
  80. 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
  81. 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
  82. 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
  83. 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
  84. 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
  85. 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
  86. 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi

Spill bölümleri talebin kapasiteye sığmadığı durumu anlatıyordu: uçak dolu, yolcu kapıdan dönüyor, gelir rakibe gidiyor. Bu bölüm tersine bakıyor. Uçak satışta dolu görünüyor, ama kalkışta boş koltuklarla havalanıyor, çünkü rezervasyon yapan herkes gelmiyor. Kaynak metin overbooking’i tam da bu açığı kapatmak için tanımlıyor: iptallerin, gelmeyen yolcuların (no-show), mükerrer rezervasyonların ve bağlantı kaçıran yolcuların etkisini dengelemek için gerçek uçak kapasitesinin üzerinde ek rezervasyon satma süreci. Overbooking bir risk alma kararı değil, iki ayrı kaybın toplamını küçültme kararı: biri boş kalkan koltuk, öteki kapıda geri çevrilen yolcu. Hangisinin daha pahalı olduğu uçuşa, kabine, havalimanına ve hatta ülkenin hukukuna göre değişiyor; bu bölüm o değişkenleri tek tek açıyor.

Kalkan uçaktaki boş koltuk geri alınamaz, overbooking bu yüzden var

Her şey envanterin doğasından başlıyor. Kaynak metin havayolu koltuğunu bozulabilir (perishable) bir envanter olarak tanımlıyor: uçuş kalktığında boş koltuk sonsuza dek kaybediliyor ve bir daha geri kazanılamıyor. Bir depodaki ürün yarın da satılabilir; koltuk yalnızca o uçuşta var. Bu tek özellik iş kuralını belirliyor. Uçağı gerçekten dolu kaldırmak isteniyorsa, satışın gerçek kapasitenin üzerine çıkması gerekiyor.

Kalkışta kalan boş koltuğun adı spoilage. Kaynak metin bunu ayrıca bir metrik olarak da tanımlıyor: spoilage factor, uçuş kapandığında kalan boş koltuk sayısı. Havayolunun iç verisi, dışarıya yayınlanmıyor ve politikanın ne kadar iyi çalıştığının ölçüsü olarak kullanılıyor; ne kadar düşükse o kadar iyi.

Boş koltuğun kaynakları tek tip değil. İptaller var, hiç gelmeyenler var, aynı yolculuk için birden fazla rezervasyon tutanlar var, bir de önceki uçuşunu kaçırdığı için bağlantıya yetişemeyen yolcular (misconnect). Tersi de oluyor: rezervasyon kaydı olmadan kapıya gelen yolcu (NOREC). Kaynak metin sistemin bu yolcu tiplerinin olasılıksal dağılımını operasyonel metriklerden hesapladığını ve overbooking limitlerini bu risk faktörlerine göre periyodik olarak güncellediğini söylüyor. Yani limit bir sabit değil; iptal, no-show ve bağlantı kaçırma dağılımlarının bir fonksiyonu.

Yazılım tarafında bunun karşılığı şu: overbooking limiti envanter sisteminde elle girilmiş bir yüzde gibi görünse bile, arkasında düzenli beslenmesi gereken bir veri hattı var. Bu hat kalkış kontrolünden no-show ve NOREC sayılarını, rezervasyon sisteminden iptal akışını, bağlantı verisinden misconnect oranını topluyor. Hat durursa limit geçen dönemin davranışıyla satmaya devam ediyor.

Optimum, iki maliyet eğrisinin kesiştiği yerde duruyor

Kaynak metin overbooking’i iki hedefli bir dengeleme eylemi olarak tanımlıyor: geliri maksimize etmek için spoilage ve oversale maliyetlerini aynı anda minimize etmek. Oversale, kapasite aşıldığı için bir yolcunun uçağa alınmaması. İki maliyet ters yönde hareket ediyor. Limit düşükse uçak boş koltukla kalkıyor; limit yüksekse kapıda fazla yolcu birikiyor ve her biri için tazminat ödeniyor.

Aradaki denge noktası, toplam geliri maksimize eden teorik optimum. “Teorik” kelimesi önemli, çünkü aşağıda göreceğimiz gibi pek çok durumda havayolu bilerek bu noktanın altında kalıyor. Ama önce optimumun kendisini neyin belirlediğine bakmak gerekiyor, çünkü denklemin oversale tarafı sanıldığından çok daha fazla değişken taşıyor.

Oversale maliyetinin bir kısmı doğrudan: tazminat. Bir kısmı dolaylı: geri çevrilen yolcunun havayoluna küsmesi. Kaynak metin karar algoritmasının yalnızca anlık tazminatı değil, yolcunun kaybedilmesinden doğan prestij kaybını ve gelecekte kaybedilecek işi de bir maliyet kalemi olarak hesaba kattığını söylüyor. Bu kalem ölçülmesi en zor olanı, ama atlanırsa model oversale’i olduğundan ucuz görüyor ve limiti fazla yukarı itiyor.

Kapıda geri çevirmenin bedeli havalimanına göre değişiyor

Kapasite aşıldığında süreç bir sırayla işliyor. İş kuralı önce gönüllüleri aramayı öngörüyor: uçuşu kendi isteğiyle bırakacak yolcu. Gönüllüye gelecekteki seyahatlerde kullanılmak üzere belirli bir dolar değerinde tazminat kuponu (voucher) sunuluyor. Gönüllü çıkmazsa gönülsüz reddetme prosedürü devreye giriyor ve bu aşamada yasal zorunluluklar ve maliyetler belirleyici oluyor.

Bu iki yolun adları metriklere de yansıyor. Gönüllü olarak uçuşu bırakan yolcu sayısı VDB (voluntary denied boarding), isteği dışında uçağa alınmayan yolcu sayısı IDB (involuntary denied boarding). İkisi de 10.000 yolcu başına ölçülüyor. Aralarındaki fark verinin görünürlüğünde: kaynak metne göre IDB, ABD Ulaştırma Bakanlığı (DOT) tarafından üç ayda bir yayınlanıyor, VDB ise kamuoyuna açık değil. Yani bir havayolunun dışarıdan en kolay karşılaştırılabilen overbooking sonucu, en çok kaçınmak istediği sonuç. IDB bu yüzden yalnızca bir maliyet değil, yasal uyum ve prestij göstergesi olarak da izleniyor; VDB ise gönüllülüğün maliyet analizine giriyor.

Kuponun değeri sabit değil. Kaynak metin tazminat maliyetinin havalimanının konumuna, müşteri demografisine ve kurumsal politikalara göre değiştiğini söylüyor; New York LaGuardia gibi yüksek maliyetli merkezlerde sunulan kuponun daha küçük havalimanlarındakinden yüksek olabileceğini örnek veriyor. Bu maliyetin bir de adı var: DBC (denied boarding cost), havalimanı bazlı yolcu tazminat maliyeti. Kamuya açık değil ve optimal overbooking seviyesinin hesabına doğrudan giriyor.

Buradan çıkan sonuç açık: aynı uçak tipi, aynı doluluk ve aynı no-show oranıyla iki farklı havalimanından kalkan iki uçuşun optimum overbooking seviyesi farklı olmalı. DBC yüksek olan yerde oversale pahalı, eğri sola kayıyor. Yazılım tarafında bunun karşılığı, DBC’nin modele tek bir global parametre olarak değil, havalimanı anahtarlı bir tablo olarak girmesi. Global tek değer kullanan bir model, pahalı merkezlerde fazla, ucuz havalimanlarında az satar.

Kuponun değeri aynı zamanda gönüllü bulma olasılığını da belirliyor. Düşük kupon gönüllü çıkarmıyor ve süreci gönülsüz reddetmeye itiyor, o da IDB’yi ve prestij maliyetini büyütüyor. Yüksek kupon gereksiz para harcıyor. Kuponu yerel koşullara göre ayarlamak, bu iki uç arasında kalmanın yolu.

Her kabinde ekonomik optimum geçerli değil

Buraya kadar anlatılan mantık, kaynak metnin “ekonomik model” dediği, gelir odaklı yaklaşım. Kaynak metin bunun genellikle coach (ekonomi) sınıfında kullanıldığını söylüyor. First ve Business sınıflarında ise hizmet kalitesi kısıtlı model (quality-of-service constraint) tercih ediliyor. Bu model optimumu aramıyor; reddetme olasılığına bir tavan koyup limiti o tavanın altında tutuyor.

Üst kabinde yaklaşım daha muhafazakar ve daha elle yönetiliyor. Kaynak metin burada kabin büyüklüğüne ve haftanın gününe göre manuel müdahalelerin ya da standart varsayılan değerlerin kullanıldığını söylüyor. Bunun bir mantığı var: yüksek ücret ödeyen ve sadakati en değerli olan yolcuyu kapıda geri çevirmenin prestij maliyeti, ekonomik modelin tahmin edebileceğinden büyük. Model bu maliyeti ölçemediği yerde havayolu ona güvenmek yerine kısıt koyuyor.

Yazılım tarafında bunun karşılığı, overbooking hesaplayıcısının tek bir optimizasyon fonksiyonu değil, kabine göre seçilen bir strateji olması. Ekonomi kabininde gelir maksimizasyonu, üst kabinde hizmet kısıtı çalışıyor. İkisinin çıktısı da aynı yerde, kabin bazında bir satış limitinde birleşiyor; ama o limite nasıl varıldığı ve kimin elle değiştirebildiği kabine göre farklı.

Hukuk sıkılaştıkça limit optimumun altına iniyor

Hizmet kalitesi kısıtını devreye sokan yalnızca kabin değil, coğrafya da. Kaynak metin Avrupalı taşıyıcıların overbooking konusunda muhafazakar olduğunu, bazı havayollarının web sitelerinde overbooking yapmadıklarını bile iddia ettiğini söylüyor. Gerekçe EU 261 kuralı: Avrupa Birliği’nde cezalar çok yüksek.

Ceza yüksek olduğunda oversale maliyeti yalnızca yükselmiyor, bir noktadan sonra ekonomik modelin konuşabileceği bir sayı olmaktan çıkıyor. Kaynak metin bu durumda sistemin hizmet kalitesi kısıtını ekonomik gelirin önüne koyabileceğini ve bunun overbooking limitlerini teorik optimumun altında tutacağını söylüyor. Yani havayolu bilerek gelir bırakıyor: bir miktar spoilage’ı, yasal ve itibari riskin bedeli olarak kabul ediyor.

Bu, yukarıdaki optimumun neden “teorik” olduğunu da açıklıyor. Aynı uçak, aynı rota, aynı talep; ama kalkış noktası AB içindeyse kısıtlı model, dışındaysa ekonomik model çalışabilir. Envanter sistemi bunu bilmek zorunda. Kural motorunda kabin bilgisinin yanında düzenleyici bölge de overbooking stratejisinin seçiminde bir girdi.

Statik model zamanı görmez, dinamik model görür

Overbooking seviyesi ne kadar iyi hesaplanırsa hesaplansın, hesaplandığı an ile kalkış arasında rezervasyon listesi değişiyor. Kaynak metin iki model ailesini bu açıdan ayırıyor.

Statik modeller, uçuşa giden belirli zaman noktalarındaki iptalleri açıkça modellemiyor; periyodik güncellemelerle yetiniyor. Her güncelleme noktasında limit yeniden hesaplanıyor, iki nokta arasında olan biten modele görünmüyor. Dinamik modeller ise zaman boyutunu, anlık iptalleri ve yeni rezervasyon akışını sürekli takip ederek karar veriyor. Kaynak metin dinamik modelleri daha karmaşık ve daha hassas senaryolarda tercih edilen seçenek olarak konumluyor.

Seçimin ölçütü de oradan çıkıyor: iptal ve yeni rezervasyon akışı yoğunsa, iki güncelleme noktası arasında çok şey değişiyor ve statik modelin hata payı büyüyor. Akış sakin bir uçuşta periyodik güncelleme yetebilir. Yazılım tarafında bu fark, zamanlanmış bir toplu işle olay güdümlü bir hesaplama arasındaki farka denk geliyor. Statik model belirli günlerde çalışan bir iş olarak kurulabilir; dinamik model iptal ve rezervasyon olaylarını dinlemek zorunda. Bu yalnızca algoritma seçimi değil, envanter sistemiyle overbooking hesaplayıcısı arasındaki entegrasyonun şeklini de belirleyen bir mimari karar.

Otel odası koltuk değil, overbooking de aynı kelimeyle anılmıyor

Kaynak metin aynı mantığı otelcilikle karşılaştırıyor ve fark öğretici. Oteller de odayı gerçek kapasitenin üzerinde satıyor, ama “overbooking” demek yerine “under departures” terimini, yani beklenenden az çıkış demeyi tercih ediyor. Terim, sorunun kaynağını otelin satış kararından çıkarıp misafirin davranışına taşıyor.

Bunun altında envanterin farkı yatıyor. Kaynak metne göre otel odası, havayolu koltuğu gibi standart bir emtia (commodity) olarak görülmüyor; manzara farkı bunun örneği. Müşteri rezervasyon yaparken belirli bir odayı, örneğin deniz manzaralı bir odayı gözünde canlandırmış oluyor. Bu yüzden taşan misafire alternatif sunulurken deneyim eşdeğerliği gözetiliyor; eşdeğer olmayan bir teklif müşteri sadakatine ciddi zarar veriyor.

Havayolu koltuğunda bu sorun daha küçük, çünkü aynı kabindeki koltuklar büyük ölçüde birbirinin yerine geçebiliyor ve yolcuyu bir sonraki uçuşa almak çoğu zaman kabul edilebilir bir telafi. Otel odasında alternatif, farklı bir ürün demek. Genelleme şu: envanter ne kadar az emtia gibiyse, oversale’in dolaylı maliyeti o kadar yüksek ve ekonomik modelden hizmet kısıtlı modele geçme gerekçesi o kadar güçlü. Aynı çizgi, havayolu içinde ekonomi kabininden üst kabine giderken de görünüyor.

Dört metrik, dördü de farklı yerde duruyor

Kaynak metin operasyonel başarıyı dört metrikle tarif ediyor ve her birinin kime açık olduğu, nasıl kullanılabileceğini belirliyor.

VDB, gönüllü olarak uçuşu bırakan 10.000 yolcu başına sayı. Kamuya açık değil, gönüllülüğün maliyet analizinde kullanılıyor. IDB, isteği dışında uçağa alınmayan 10.000 yolcu başına sayı. DOT tarafından üç ayda bir yayınlanıyor, yasal uyum ve prestij yönetiminin göstergesi. DBC, havalimanı bazlı yolcu tazminat maliyeti. Kamuya açık değil, optimal overbooking seviyesinin hesabına giriyor. Spoilage factor, uçuş kapandığında kalan boş koltuk sayısı. Havayolunun iç verisi, politikanın ne kadar etkin olduğunun ölçüsü.

Dördünü yan yana koyunca bir asimetri görünüyor. Dışarıdan görülebilen tek metrik IDB, yani dengenin oversale tarafının en pahalı ucu. Spoilage ise tamamen içeride kalıyor. Dışarıdan bakan biri bir havayolunun overbooking’i ne kadar iyi yaptığını değil, yalnızca ne kadar sık yolcu geri çevirdiğini görüyor. Havayolu içeride iki tarafı birlikte izlemezse, dışarıdaki görünürlüğün baskısıyla limiti gereğinden fazla düşürüp spoilage’ı büyütebilir. Yazılım tarafında bunun karşılığı, spoilage factor ile VDB/IDB’nin aynı raporda, aynı uçuş ve aynı dönem kırılımında durması; biri olmadan ötekini yorumlamak mümkün değil.

Yarın işe yarayacak dört çıkarım

  1. Hizmet kısıtını bilinçli uygula. Üst kabinde (First/Business) ve EU gibi yasal yaptırımın ağır olduğu bölgelerde ekonomik optimumun altında kalan, hizmet kalitesi kısıtlı modeli seç. Bu bir gelir kaybı değil, ölçülemeyen prestij ve ceza riskinin bilinçli fiyatı.
  2. Akışı yoğun uçuşta dinamik modele geç. İptal ve yeni rezervasyon akışının yoğun olduğu uçuşlarda zaman boyutunu gören dinamik modelle statik modelin güncelleme noktaları arasındaki hata payını kapat. Sistemini bunun için olay güdümlü kurman gerektiğini baştan hesaba kat.
  3. Tazminatı yerelleştir. Kupon değerini ve DBC’yi havalimanı konumuna ve yolcu demografisine göre ayarla. Doğru kupon hem gönüllü bulma olasılığını artırıyor hem gereksiz maliyeti kesiyor; tek global değer ikisini birden kaçırıyor.
  4. Modeli envanterin doğasına göre seç. Birbirinin yerine geçebilen standart koltuklarda ekonomik modeli, manzara gibi emtia dışı nitelik taşıyan envanterde (otel odası örneğinde olduğu gibi) müşteri deneyimi odaklı hizmet kısıtlı modeli kullan.

Bu bölümde ne yok: kapasiteyi aşan talebin nasıl ölçüldüğü ve tahmin edildiği (spill bölümleri) ile koltuğun hangi ücret sınıfına ayrılacağına karar veren mekanizma (gelir yönetimi bölümleri). Gelmeyen yolcunun oranının, yani biniş oranının nasıl tahmin edildiği de ayrı bir konu. Bu bölüm yalnızca kapasitenin üzerine ne kadar satılacağının hangi maliyetlerle ve hangi kısıtlarla belirlendiğini anlatmak için var.