HavacılıkBölüm 55 / 86
İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
Bir uçuşun pazar payı yalnızca fiyattan değil, toplam seyahat süresi, uçak tipi ve servis kalitesinden oluşan bir fayda puanından çıkıyor. Bu bölüm o puanın talebi seçenekler arasında nasıl paylaştırdığını, uçuş kalktığında ya da dolduğunda talebin nereye gittiğini, çok terimli lojit modelinin IIA varsayımının bu kaymayı neden yanlış hesapladığını ve havayolunun kendi rezervasyon verisinin neden yetmediğini anlatıyor.
Havacılık · İçindekiler
- Kökler
- 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
- 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
- 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
- Gelir yönetimi
- 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
- 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
- 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
- 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
- Dağıtım
- 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
- 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
- 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
- 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
- Perakendecilik
- 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
- 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
- 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
- Operasyon
- 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
- 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
- 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
- Ücret ve fiyatlama
- 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
- 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
- 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
- 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
- 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
- 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
- 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
- 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
- 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
- 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
- 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
- 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
- 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
- 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
- Talep tahmini
- 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
- 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
- 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
- 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
- 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
- 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
- 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
- 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
- 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
- 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
- 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
- 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
- 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
- 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
- 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
- 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
- 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
- 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
- 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
- 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
- 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
- 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
- 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
- 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
- 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
- Envanter ve erişilebilirlik
- 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
- 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
- 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
- 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
- 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
- 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
- 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
- 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
- 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
- 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
- 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
- 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
- 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
- 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
- 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
- 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
- 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
- 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
- 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
- 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
- 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
- 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
- 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
- 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
- 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
- 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
- Teklif ve teşhir
- 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
- 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
- 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
- 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi
Spill bölümleri bir soruya cevap veriyordu: uçuş dolduğunda kaç yolcu kapıdan dönüyor. Bu bölüm bir sonraki soruyu soruyor: dönen yolcu nereye gidiyor? Aynı havayolunun bir sonraki seferine mi, rakibin aynı saatteki uçuşuna mı, yoksa hiç uçmamaya mı? Cevap, yolcunun seçenekleri nasıl tarttığına dair bir modele bağlı. Havayolu talebi bir uçuşa değil bir pazara gelir; uçuşlar o talebi kendi çekiciliklerine göre paylaşır, ve bu paylaşımı yanlış modelleyen sistem kaybettiği yolcuyu da yanlış yere yazar. Bölüm o çekiciliğin neyden oluştuğunu, talebin seçenekler arasında nasıl dağıldığını ve en yaygın modelin hangi noktada gerçeğe uymadığını anlatıyor.
Önce terim. İtinerer (itinerary), yolcunun bir kalkış noktasından bir varış noktasına gitmek için satın aldığı somut seyahat planı: hangi uçuş, hangi saat, aktarmalıysa hangi bağlantı. Aynı şehir çifti için pazarda aynı anda onlarca itinerer bulunabilir; bir kısmı sizin, bir kısmı rakiplerin. Yolcu bunlardan birini seçer. Modelin işi, bu seçimin olasılığını hesaplamak.
Pazar payını fiyat değil fayda belirliyor
Kaynak metin bir itinererin pazar payını tek bir bileşik puana bağlıyor: fayda (utility). Bu puanın bileşenleri şunlar: toplam seyahat süresi (elapsed time), uçak tipi (jet, bölgesel jet ya da pervaneli uçak) ve servis kalitesi. Servis kalitesi de kendi içinde ölçülebilir metriklere ayrılıyor: zamanında kalkış performansı, bagaj işlemleri ve overbooking metrikleri. Fiyat bu listede tek başına belirleyici değil; aynı fiyata satılan iki itinererden biri daha kısa sürüyorsa ya da jetle uçuyorsa, payın büyüğünü o alıyor.
Toplam seyahat süresinin etkisi en net olanı: süre kısaldıkça itinererin çekiciliği artıyor. Bu, doğrudan uçuşun aktarmalıya, kısa bağlantılı aktarmanın uzun bağlantılıya neden baskın geldiğini açıklıyor. Uçak tipi ve servis kalitesi ise yolcunun doğrudan ödemediği ama tercihinde tarttığı bileşenler. Rötar geçmişi kötü bir uçuş, fiyat aynı kalsa bile pazar payından kaybediyor.
Paylaşım mantığı da basit: her itinererin payı, kendi çekiciliğinin pazardaki bütün seçeneklerin toplam çekiciliği içindeki ağırlığına göre belirleniyor. Toplam pazar talebi sabit bir havuz; itinererler o havuzdan faydalarıyla orantılı pay alıyor. Model tek bir uçuşun talebini değil, bütün seçeneklerin talebini birlikte hesaplıyor.
Yazılım tarafında bunun karşılığı veri modelinde başlıyor. Talep tahmini uçuş numarasına bağlı bir sayı olarak tutulursa bu paylaşım ifade edilemiyor. Doğru birim pazar (kalkış-varış çifti ve gün), altındaki satır ise o pazardaki her itinererin fayda bileşenleri. Pay, bu bileşenlerden türetilen bir hesap; saklanan bir değer değil.
Tarife değişince model yeniden eğitilmiyor, yeniden dağıtılıyor
Fayda tabanlı modelin asıl gücü, tarife değiştiğinde ortaya çıkıyor. Kaynak metin bağlantı süresi örneğini veriyor: bir aktarmalı itinererin bağlantı süresi 3 saatten 90 dakikaya indiğinde, o itinererin fayda katsayısı artıyor. Sistem bunun için yeni veri toplamıyor. Güncellenmiş fayda değeriyle toplam pazar talebini mevcut seçenekler arasında yeniden dağıtıyor. Kısalan bağlantı pay kazanıyor, kazandığı pay diğer itinererlerden geliyor, pazarın toplamı değişmiyor.
Aynı mantık bir uçuşun tarifeden tamamen kalkmasında da çalışıyor. Bir itinerer geçerli seçenek olmaktan çıktığında sistem tüketici tercih modelini yeniden kalibre etmiyor. Kalan itinererlerin çekicilik oranlarını kullanarak kalkan uçuşun payını onlar arasında paylaştırıyor. Model bir kez kurulmuş; tarife onun girdisi.
Bunun planlama tarafındaki değeri büyük. Tarife ekibi “bu uçuşu kaldırırsak yolcusu nereye gider” ya da “bağlantıyı kısaltırsak ne kazanırız” diye sorduğunda cevap için geçmişte o senaryoyu yaşamış olmak gerekmiyor. Mevcut fayda katsayılarıyla senaryo hesaplanabiliyor. Yazılım tarafında bu, tercih modelinin iki ayrı katmana bölünmesi demek: seyrek çalışan ve tarihsel veriyle katsayıları üreten kalibrasyon işi, bir de sık çalışan ve yalnızca güncel tarifeyi alıp payları yeniden hesaplayan dağıtım işi. İkincisi ucuz ve hızlı olmalı, çünkü tarife senaryoları onu defalarca çağırıyor. İkisini aynı süreçte tutmak, her senaryo için gereksiz yere kalibrasyon maliyeti ödemek demek.
Taşan talep çekicilikle orantılı olarak diğer seçeneklere akıyor
Bir uçuş tarifeden kalkmadan da talebini taşıyamayabilir: koltuk sayısı düştüğünde, ya da talep kapasiteyi aştığında. Bu durumda kabul edilemeyen fazla talep, yani spill, kaybolmuyor. Kaynak metin kuralı açık koyuyor: kapasite kısıtlı olduğunda fazla talep, diğer itinererlerin çekiciliğiyle orantılı olarak kalan seçeneklere yeniden dağıtılıyor.
Bu cümle spill bölümlerindeki hesabı tamamlıyor. Orada soru, bir uçuşun kaç yolcuyu geri çevirdiğiydi. Burada soru, geri çevrilen yolcunun hangi uçuşa kaydığı. İkisi birlikte bir kapasite kararının gerçek bedelini veriyor: taşan yolcunun büyük kısmı aynı havayolunun başka bir seferine gidiyorsa kayıp küçük, rakibin uçuşuna gidiyorsa kayıp tam.
Kaynak metin bu noktanın bağlamını da veriyor: gelir yönetimi sistemlerinin yalnızca fiyat odaklı değil, operasyonel kapasite odaklı da çalışması gerektiği. Bir uçuşa daha küçük uçak koymak ya da bir sınıfı kapatmak o uçuşun gelirini değil, bütün pazarın dağılımını değiştiriyor. Yazılım tarafında bu, kapasite kısıtı bir uçuşa uygulandığında yeniden dağıtımın aynı pazardaki bütün itinererler üzerinde tekrar çalışması gerektiği anlamına geliyor. Uçuş bazında kapalı bir hesap, taşan talebi ya sıfıra yazar ya da hiç yazmaz.
Çok terimli lojit sabah yolcusunu akşam uçuşuna gönderiyor
Buraya kadar anlatılan paylaşım mantığının en yaygın matematiksel biçimi çok terimli lojit (Multinomial Logit, MNL) modeli. Model güçlü bir varsayım taşıyor: IIA, yani ilgisiz alternatiflerden bağımsızlık (Independence from Irrelevant Alternatives). Varsayım, iki seçenek arasındaki tercih oranının pazardaki diğer seçeneklerden etkilenmediğini söylüyor. Yeni bir seçenek eklendiğinde ya da biri çıkarıldığında, kalan seçeneklerin birbirine oranı sabit kalıyor.
Kağıt üzerinde temiz duran bu varsayım, havayolunda somut bir hata üretiyor. Diyelim bir pazarda iki sabah uçuşu ve bir akşam uçuşu var. Sabah uçuşlarından biri kalktığında, onu seçen yolcunun büyük kısmı gerçekte diğer sabah uçuşuna geçer; sabah uçmak isteyen biri için akşam uçuşu zayıf bir ikame. MNL ise kalkan uçuşun payını kalan iki seçeneğe yalnızca çekicilikleri oranında dağıtıyor. Akşam uçuşunun çekiciliği diğer sabah uçuşuna yakınsa, talebin neredeyse yarısını akşama yazıyor. Kaynak metin bunu kalkış saatleri arasında büyük fark olan uçuşlarda talebin yanlış, eşite yakın dağıtılması olarak tarif ediyor ve sonucunu açıkça söylüyor: tahmin hatası.
Hatanın kaynağı modelin yolcunun gözünde hangi seçeneklerin birbirine yakın olduğunu bilmemesi. Her seçeneği diğer her seçeneğe eşit uzaklıkta sayıyor. Kaynak metnin parametre özetinde IIA özelliği için yazılan not bu yüzden kısa: yanlış kullanıldığında talep tahmin hatalarına yol açıyor.
Yazılım tarafında bu hatanın zararı, fark edilmesinin zor olması. MNL her zaman bir sayı üretir ve toplamlar tutar; pazar talebi korunur, payların toplamı bire eşittir. Hata yalnızca dağılımın şeklinde, hangi uçuşun fazla, hangisinin eksik tahmin edildiğinde saklı. Tutarlılık kontrolleri bunu yakalamıyor. Yakalamanın yolu, geçmiş tarife değişikliklerinde modelin öngördüğü kaymayı gerçekleşen rezervasyonlarla karşılaştırmak.
Nested logit talebi önce aynı zaman diliminde tutuyor
Kaynak metnin çözümü yuvalanmış lojit (Nested Logit) modeli. Uçuşlar günün bölümlerine göre gruplanıyor: sabah, öğle, akşam. Her grup bir yuva (nest). Sabah uçuşu kapandığında sistem talebi bütün seçeneklere dağıtmıyor; önce aynı zaman dilimindeki diğer alternatiflere öncelik veriyor. Böylece sabah yolcusu, en yakın saatteki uçuşa yönlendiriliyor.
Kaynak metnin parametre özetinde bu gruplamanın adı zaman bandı (time band) ve etkisi şöyle yazılmış: nested logit modellerinde doğru talep kaymasını, yani recapture’ı sağlıyor. Recapture, taşan ya da kalkan bir uçuşun yolcusunun aynı havayolunun başka bir seçeneğine geçmesi. Zaman bandı doğru kurulmuşsa, bu geçişin nereye olacağı gerçeğe yakın tahmin ediliyor.
Nested logit IIA’yı tamamen atmıyor; onu yuvanın içine hapsediyor. Aynı zaman dilimindeki uçuşlar birbirinin yakın ikamesi sayılıyor, farklı dilimlerdeki uçuşlar arasındaki geçiş ise daha zor. Bu, yolcunun tercih davranışına dair bir hipotezi modelin yapısına yazmak demek.
Yazılım tarafında bu hipotez bir konfigürasyon olarak yaşıyor: günün hangi saatleri hangi banda düşüyor. Bu sınırlar pazardan pazara değişebilir; kısa mesafeli bir iş rotasıyla uzun mesafeli bir tatil rotasında yolcunun saati tartma biçimi aynı olmayabilir. Bant tanımını kodun içine gömmek yerine pazar bazında ayarlanabilir tutmak, modeli yeniden yazmadan iyileştirmenin yolu. Kaynak metin bant sınırlarının nasıl seçileceğine dair bir kural vermiyor; bu karar veriyle sınanmalı.
Kendi rezervasyon verisi yalnızca kazandığın yolcuyu gösteriyor
Tercih modeli ne kadar iyi kurulursa kurulsun, beslendiği veri kadar iyi. Kaynak metin burada havayolunun kendi verisinin sınırını çiziyor: bir havayolunun yalnızca kendi rezervasyon verilerine erişmesi ve rekabetçi ortamdaki pazar eğilimlerini dikkate almaması temel bir kısıt.
Sorun yapısal. Kendi rezervasyon verisi yalnızca gerçekleşen talebi, yani havayolunun kazandığı yolcuyu gösteriyor. Rakibe giden yolcu bu veride yok. Uçuş dolduğu için geri çevrilen yolcu da yok. Pazarın genel eğilimi, rakibin fiyatı ve sunduğu seçenekler de yok. Bu veriyle kurulmuş bir pazar payı modeli, paydayı bilmeden pay hesaplamaya çalışıyor.
Çözüm olarak kaynak metin seyahat acentelerinden ve OTA’lardan gelen alışveriş verisini (shopping data) öneriyor: yolcuların yaptığı aramalar ve karşılarına çıkan seçenekler. Bu veri pazardaki bütün havayollarının satış fiyatlarını ve sundukları seçenekleri şeffaf biçimde gösteriyor. Kaynak metne göre bu şeffaflık üç şey sağlıyor. Pazar payı tahminlerinin doğruluğu artıyor. Kısıtlanmamış talep (unconstrained demand), yani kapasite sınırı olmasaydı gelecek talep, daha iyi ölçülüyor. Sonuç olarak da koltuk mevcudiyeti (seat availability) kararları optimize edilebiliyor.
Buradaki zincir spill bölümleriyle doğrudan bağlantılı. Kısıtlanmamış talep, spill hesabının girdisi; kendi rezervasyon verisinden yalnızca dolaylı olarak, kısıtlanmış gözlemlerden geri kazanılarak tahmin edilebiliyor. Alışveriş verisi ise yolcunun aradığı ama satın almadığı seçenekleri de gösterdiği için, geri çevrilen ya da rakibe giden talebin izini doğrudan taşıyor. Kaynak metnin vurgusu da bu: stratejik kararlar yalnızca geçmiş satışlara değil, pazarın tamamından gelen gerçek zamanlı alışveriş davranışına dayanmalı.
Yazılım tarafında bu, talep tahmini sisteminin girdi sözleşmesini genişletmek demek. Rezervasyon akışı tek kaynak olmaktan çıkıyor; yanına farklı hacimde, farklı gecikmeyle ve farklı biçimde gelen bir alışveriş akışı ekleniyor. İki akış aynı pazar ve itinerer kavramına eşlenmeden birleştirilemiyor. Rakip itinererlerin fayda bileşenleri (süre, uçak tipi, fiyat) de ancak bu akıştan geliyor; tercih modelinin paydası ancak onunla tamamlanıyor.
Dört parametre girdiyi, taşmayı ve varsayımı ayırıyor
Kaynak metnin analitik çerçevesi dört parametreyi yan yana koyuyor ve her biri bu bölümün bir başlığına denk düşüyor. Toplam seyahat süresi: süre azaldıkça itinererin çekiciliği artıyor; fayda puanının en doğrudan bileşeni. Zaman bandı: günün bölümlere ayrılması; nested logit modellerinde talebin doğru yere kaymasını sağlıyor. Spill: kapasite yetersizliği nedeniyle taşan talep; rakip ya da alternatif itinererlere kayan talebi temsil ediyor. IIA özelliği: alternatifler arası bağımsızlık varsayımı; yanlış kullanıldığında tahmin hatası üretiyor.
İlk ikisi modelin girdisi, üçüncüsü modelin dağıttığı şey, dördüncüsü modelin varsayımı. Bir tahmin sistemini denetlerken bu ayrım işe yarıyor: yanlış bir çıktının kaynağı ya eksik bir bileşen, ya yanlış dağıtılan bir taşma, ya da gerçeğe uymayan bir varsayım.
Yarın işe yarayacak beş çıkarım
- Talebi uçuşa değil pazara bağla. Tahmin biriminin kalkış-varış çifti olmasını sağla ve her itinererin payını fayda bileşenlerinden (toplam süre, uçak tipi, zamanında kalkış, bagaj, overbooking metrikleri) hesapla. Payı saklanan bir sayı olarak değil, türetilen bir değer olarak tut.
- Kalibrasyonla dağıtımı ayır. Tarife değişikliği, uçuş kaldırma ya da bağlantı süresi senaryoları modeli yeniden eğitmeyi gerektirmiyor; mevcut fayda katsayılarıyla yeniden dağıtım yeterli. Dağıtım adımını hızlı ve bağımsız çağrılabilir kur ki tarife ekibi senaryoları kendisi çalıştırabilsin.
- Kapasite kısıtını pazar düzeyinde yeniden hesapla. Bir uçuşun koltuğu düştüğünde taşan talebi, aynı pazardaki diğer itinererlere çekicilikleriyle orantılı dağıt. Taşan yolcunun kendi seferine mi rakibe mi gittiğini ayırmadan kapasite kararının bedelini raporlama.
- IIA varsayımını zaman bandıyla sınırla. Kalkış saatleri birbirinden uzak uçuşların bulunduğu pazarlarda MNL yerine nested logit kullan; uçuşları sabah, öğle ve akşam yuvalarına ayır. Bant sınırlarını pazar bazında ayarlanabilir tut ve geçmiş tarife değişikliklerinde öngörülen kaymayı gerçekleşen rezervasyonlarla karşılaştırarak sına.
- Rezervasyon verisini alışveriş verisiyle tamamla. Acente ve OTA aramalarından gelen shopping verisini tahmin sistemine ikinci bir girdi olarak ekle. Rakip fiyat ve seçeneklerini, kısıtlanmamış talebi ve pazar payını bu akıştan ölç; koltuk mevcudiyeti kararını yalnızca kazandığın yolcunun verisine dayandırma.
Bu bölümde ne yok: taşan talebin miktarının nasıl hesaplandığı, beklenen spill formülleri ve talep dağılımlarının seçimi (spill bölümleri, özellikle “Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi” ve “Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı”). Tarife ve kapasite kararının planlama döngüsündeki yeri “Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi” bölümünde. Bu bölüm yalnızca bir şeyi netleştirmek için var: talep bir uçuştan çıktığında hangi mantıkla nereye gidiyor.