HavacılıkBölüm 53 / 86
Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
Alışveriş verisi havacılıkta beş ayrı karar sistemini besliyor: acentenin ek komisyon hedefi, net ücretin kâr marjı, bileti şimdi mi sonra mı alma tavsiyesi, O&D talep tahmini ve envanter kontrolü. Bu bölüm o sistemlerin iş kurallarını, robotik aramaların veriyi neden kirlettiğini ve aynı tavsiyenin kanala göre neden ters sonuç verdiğini anlatıyor.
Havacılık · İçindekiler
- Kökler
- 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
- 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
- 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
- Gelir yönetimi
- 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
- 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
- 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
- 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
- Dağıtım
- 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
- 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
- 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
- 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
- Perakendecilik
- 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
- 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
- 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
- Operasyon
- 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
- 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
- 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
- Ücret ve fiyatlama
- 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
- 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
- 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
- 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
- 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
- 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
- 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
- 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
- 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
- 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
- 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
- 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
- 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
- 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
- Talep tahmini
- 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
- 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
- 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
- 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
- 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
- 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
- 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
- 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
- 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
- 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
- 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
- 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
- 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
- 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
- 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
- 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
- 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
- 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
- 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
- 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
- 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
- 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
- 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
- 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
- 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
- Envanter ve erişilebilirlik
- 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
- 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
- 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
- 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
- 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
- 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
- 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
- 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
- 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
- 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
- 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
- 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
- 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
- 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
- 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
- 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
- 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
- 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
- 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
- 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
- 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
- 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
- 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
- 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
- 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
- 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
- Teklif ve teşhir
- 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
- 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
- 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
- 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi
Önceki talep tahmini bölümleri tek bir soruyla uğraşıyordu: uçağın kapasitesini aşan talep ne kadar, ve kaybolan yolcu nasıl hesaplanır. O soruların hepsi rezervasyon verisinden başlıyordu; satılmış koltuktan geriye doğru talep tahmin ediliyordu. Bu bölüm başka bir veri setine bakıyor: satılmamış olanlara. Bir yolcunun bilet almadan önce yaptığı aramalar, yani alışveriş verisi (shopping data), rezervasyonun göremediği şeyi görüyor: hangi fiyatı, hangi saati, hangi aktarmayı görüp vazgeçtiğini. Alışveriş verisi, havacılıkta beş ayrı karar sistemini besleyen ortak ham madde; ama temizlenmeden kullanıldığında beşini birden yanıltıyor. Bu bölüm o beş sistemi, her birinin iş kuralını ve ortak kirliliğin kaynağını anlatıyor.
Beş sistem şunlar: acentenin havayoluyla yaptığı ek komisyon sözleşmelerinin optimizasyonu, büyük seyahat yönetim şirketlerinin net ücret üzerine koyduğu kâr marjı, bilet fiyatının yönünü tahmin eden ve yolcuya “al” ya da “bekle” diyen tavsiye motoru, köken-varış (O&D) bazlı talep tahmini ve bu tahmini kullanan envanter kontrolü. İlk üçü acente tarafında, son ikisi havayolu tarafında çalışıyor. Hepsinin ortak noktası, geçmişe değil geleceğe dair bir tahmin istemeleri.
Komisyon hedefi geçmiş satıştan değil gelecek talepten okunur
Havayolları acentelerle temel komisyonun üstüne ek bir teşvik anlaşması yapar: belirli bir hacme ya da pazar payına ulaşan acente, ek komisyon (override commission) kazanır. Acente açısından soru şu: gelecek dönem için hangi havayoluyla, hangi hedefi kabul etmeli?
Alışılmış cevap geçmiş satış verisine bakmak. Geçen yıl bu rotada şu kadar bilet satılmışsa bu yıl da benzeri satılır. Kaynak metin bunun yetmediğini söylüyor: sistem geçmiş verinin ötesine geçip gelecek dönemin talep tahminlerini girdi olarak almalı. Hangi rotada ya da hangi zaman diliminde komisyon hedefine ulaşılabileceği, geçen yılın satışından değil gelecek dönemin talep sinyalinden çıkıyor. Bir rotaya yeni bir rakip girdiyse, ya da talep bir sezondan ötekine kaydıysa, geçmiş satış bunu göstermiyor; alışveriş verisindeki arama hacmi gösteriyor.
Yazılım tarafında bunun karşılığı şu: komisyon sözleşmesi analizi bir raporlama işi değil, bir tahmin işi. Geçmiş satışları toplayıp gösteren bir pano bu kararı desteklemiyor; talep tahmini modelinin çıktısını sözleşme hedefiyle karşılaştıran bir hesap destekliyor.
Sıralama, acentenin komisyonuna hizmet edecek şekilde bükülebilir
Ek komisyonun ikinci yüzü ekranda. Acente bir arama sonucunu listelerken uçuşları yalnızca fiyata göre sıralamak zorunda değil. Kaynak metin, algoritmanın acenteye en yüksek ek komisyonu kazandıracak havayollarını ya da uçuşları öne çıkaran yanlı bir sıralama (display bias) yapabileceğini söylüyor.
Bu, dağıtım bölümlerinde anlatılan ekran yanlılığının acente tarafındaki karşılığı. Bir zamanlar rezervasyon sistemini işleten havayolu kendi uçuşlarını listenin başına koyuyordu; burada sıralamayı acentenin komisyon sözleşmesi belirliyor. İş mantığı açısından fark şu: sıralama kuralı artık bir sabit değil, sözleşme hedefine olan mesafenin bir fonksiyonu. Hedefine yaklaşmış bir havayolunun uçuşları, hedefi zaten tutturulmuş olanınkinden daha değerli.
Yazılım tarafında bu, sıralama servisinin komisyon sözleşme verisine bağımlı olması demek. Fiyat ve süreye göre sıralayan bir arama sonucu servisi, bu kuralı eklemek için sözleşme durumunu bilen bir girdiye ihtiyaç duyuyor. O girdi de bir önceki bölümdeki tahminden besleniyor: hangi hedefin tutacağını bilmeden hangi uçuşun öne çıkacağı bilinmiyor.
Robotik aramalar ayıklanmadan alışveriş verisi tahmine girmez
Alışveriş verisinin büyük bir sorunu var: aramaların hepsi insan değil. Otomatik süreçler, gerçek bir yolcunun yapmayacağı sıklıkta ve hızda arama yapabiliyor. Bu aramalar talep tahminine girerse, kimsenin uçmak istemediği bir rotada yüksek talep varmış gibi görünüyor.
Kaynak metin ayrıştırmayı örüntü algılama modellerine bırakıyor. Bu modeller arama sıklığına, kullanıcı davranışına ve veri talep hızına bakıp her kayda “robotik” ya da “organik” bayrağı atıyor. Önemli olan kayıtların silinmemesi, işaretlenmesi. Aynı veri seti farklı müşterilere farklı amaçla gidiyor ve her müşteri robotik trafiği farklı kullanıyor.
Bayrağın ticari değeri de burada. Kaynak metin, robotik aramaların bayraklanmasının, tahmin amacıyla bu verileri hariç tutan müşteriler için GDS veri ürünlerini daha değerli kıldığını söylüyor. Tahmin modeli kuran bir müşteri robotik aramaları analiz dışında tutmak istiyor; temizlenmiş veri tahminsel modellemenin doğruluğunu artırıyor. Aynı bayrak başka bir işe de yarıyor: robotik trafiğin nereye yoğunlaştığını görmek, önbellekleme fırsatlarını belirlemeye yardım ediyor. Aynı soruyu tekrar tekrar soran bir robot, cevabın önbellekten verilebileceği bir yer gösteriyor.
Yazılım tarafında çıkarım açık. Robotik bayrağı, alışveriş verisini tüketen her sistemin önündeki bir ön işleme adımı. Filtre tüketicide değil üreticide durmalı; yoksa beş sistem aynı ayrıştırmayı beş ayrı şekilde yapar ve beş ayrı talep sayısı üretir. Bayrak bir silme işlemi değil bir nitelik olduğu için, robotik trafiği isteyen tüketici (örneğin önbellek planlaması) de aynı kaynaktan besleniyor.
Net ücretin marjı alışveriş verisindeki pazar fırsatından çıkıyor
Büyük seyahat yönetim şirketleri (TMC) havayollarıyla net ücret pazarlığı yapıyor: havayolu belirli bir fiyatı komisyonsuz, net tutar olarak veriyor, üzerine ne kadar ekleneceğine TMC karar veriyor. Soru, o farkın ne kadar olacağı.
Kaynak metnin cevabı yine alışveriş verisi. Pazarlık edilmiş net ücretin müşteriye ne kadar farkla satılacağını belirlemek için alışveriş verisi üzerinden bir pazar fırsatı tahmini yapılmalı. Aynı pazarda yolcuların hangi fiyatları gördüğü, hangi fiyatta arayıp hangi fiyatta vazgeçtiği, marjın üst sınırını belirliyor. Net ücret, alt sınır; alışveriş verisi, pazarın kaldırabileceği üst sınır.
Bu da robotik ayrıştırmanın neden önce geldiğini gösteriyor. Robotların şişirdiği bir arama hacmi, olmayan bir pazar fırsatını gösterir ve marjı pazarın kaldıramayacağı bir seviyeye çeker.
Aynı fiyat tahmini kanala göre ters tavsiyeye dönüşür
Dördüncü sistem bilet fiyatının yönünü tahmin ediyor: bu uçuşun fiyatı önümüzdeki günlerde yükselecek mi düşecek mi? Kaynak metin, alışveriş verisinin pekiştirmeli öğrenmenin özel bir durumu olan Q-learning modeliyle kalibre edilerek fiyat hareketlerinin öngörülebileceğini söylüyor. Q-learning, bir ajanın her durumda hangi eylemin uzun vadede daha iyi sonuç verdiğini deneyerek öğrendiği bir yöntem; burada eylemler “şimdi al” ve “bekle”.
İlginç kısım modelin kendisi değil, çıktısının nasıl kullanıldığı. Model “fiyat düşecek” dese bile “bekle” tavsiyesi her kanalda aynı sonucu vermiyor. Kaynak metin, OTA’ların tipik olarak yalnızca “satın al” önerisini kullandığını, çünkü uçak bileti fiyatlarının yükselme eğiliminde olduğunu söylüyor. Asıl gerekçe ise sadakat. Online seyahat acentesinin (OTA) müşterisi zayıf bağlı; ona “bekle” denirse fiyat düşüşünü başka bir sitede bekliyor ve bileti orada alıyor. OTA için “bekle” demek, satışı rakibe bırakmak.
Yönetilen seyahat (managed travel) kanalında durum tersine dönüyor. Kurumsal acentenin müşterisi bir esir kitle (captive audience): şirketin seyahat politikası gereği o kanaldan bilet almak zorunda. Ona “bekle” denirse başka yere gitmiyor, bekliyor. Maliyet tasarrufu hedefi olan bir kurumsal müşteri de bu tavsiyeye uyma eğiliminde. Aynı fiyat tahmini, bir kanalda satış kaybı, ötekinde müşteriye tasarruf üretiyor.
Yazılım tarafında bunun karşılığı, tahmin ile tavsiyenin ayrı katmanlar olması. Fiyat tahmini modeli kanaldan bağımsız: fiyatın yönünü söylüyor. Tavsiye katmanı ise kanal tipine göre farklı yapılandırılıyor; kaynak metin fiyat tahmin araçlarının kurumsal ve bireysel kanala göre farklı aksiyon önerileri sunacak şekilde yapılandırılması gerektiğini söylüyor. İkisini tek bir servise gömmek, OTA’ya “bekle” diyen bir sistem kurmak demek.
Talebi fiyat ve tarife belirliyor, bu yüzden tahmin onları görmeli
Beşinci sistem havayolu tarafında: köken-varış bazlı talep tahmini. Kaynak metin buradaki temel iddiayı açıkça koyuyor: fiyat ve uçuş programı, bir kalkış ile varış noktası arasındaki talebin en büyük belirleyicileri. Bu cümle, talep tahmininde alışveriş verisinin neden kritik olduğunu açıklıyor. Geleneksel tahmin rezervasyon geçmişine bakıyor; rezervasyon geçmişi ise yolcunun hangi seçeneği gördüğünü, hangi fiyatı reddettiğini bilmiyor. Alışveriş verisi biliyor.
Bu iddianın bir sonucu var: tahmin modeli fiyatı ve tarifeyi bir girdi olarak görmeli, yalnızca sonucunu değil. Rakip havayolu fiyatını düşürdüğünde ya da bir rotaya yeni bir sefer koyduğunda, bir havayolunun talebi değişiyor; bunu rakibin fiyatını ve tarifesini görmeyen bir model yakalayamıyor. Kaynak metin bu yüzden geleneksel tahmin tekniklerinden vazgeçilip rakip fiyatlarını, uçuş programlarını ve müşteri seçim modellerini içeren “üçüncü nesil” tahmin yöntemlerine geçilmesini öneriyor.
Yolcunun seçimi fiyattan fazlasıyla modellenir
Üçüncü nesil tahminin çekirdeği müşteri seçim modeli (CCM, consumer choice model). Soru şu: belirli bir pazarda yolcuya birkaç uçuş seçeneği sunulduğunda, belirli bir seçeneği seçme olasılığı ne?
Kaynak metin, sistemin bu olasılığı birkaç faktörü “algılanan değer” üzerinden modelleyerek hesapladığını söylüyor: fiyat, kalkış saati, toplam seyahat süresi, aktarma sayısı, uçak tipi (jet mi, bölgesel jet mi) ve havayolu tercihi. Her seçenek bu faktörlerin bir bileşimi; yolcu da en yüksek algılanan değeri veren seçeneğe yöneliyor. Ucuz ama iki aktarmalı bir seçenek, biraz pahalı ama direkt bir seçeneğe kaybedebiliyor.
Bu yaklaşımın daha eski bir akrabası var: hizmet kalitesi endeksi (QSI, quality of service index). Kaynak metin ikisini şöyle ayırıyor: QSI her tercihe istatistiksel ağırlıklar atayan daha basit ve doğrusal bir model; CCM ise daha karmaşık ayrık seçim modellerini (discrete choice models) kullanarak pazar payı ve talep tahmini yapıyor. Doğrusal modelde her faktörün katkısı toplanıyor; ayrık seçim modelinde yolcunun seçenekler arasındaki seçimi olasılıksal olarak modelleniyor.
Yazılım tarafında fark şurada hissediliyor. QSI bir ağırlık tablosuyla hesaplanabiliyor; ağırlık değiştiğinde sonuç doğrusal olarak değişiyor ve açıklaması kolay. CCM’in girdisi ise pazardaki bütün seçeneklerin kümesi: bir havayolunun bir uçuşu için talep hesaplamak, o pazardaki rakip uçuşların da o anki fiyatını ve tarifesini bilmeyi gerektiriyor. Model uçuş başına değil, pazar başına çalışıyor.
Üst satışı görmeyen envanter kontrolü geliri seyreltir
Seçim modelinin son ve en doğrudan sonucu envanter tarafında. Yolcunun seçimi yalnızca havayolları ya da uçuşlar arasında değil, aynı uçuştaki ücret sınıfları arasında da oluyor. İstediği ucuz sınıf kapalıysa bir yolcu başka havayoluna gidebilir, ama bir kısmı aynı uçuşun daha pahalı sınıfına geçer. Buna üst satış (upsell) deniyor.
Kaynak metin bunun envanter kontrolüne etkisini tek cümleyle koyuyor: üst satış olasılıkları dikkate alınmazsa envanter kontrolleri daha az agresif olur ve bu da gelir seyrelmesine (revenue dilution) yol açar. Mekanizma şu: sistem ucuz sınıfı kapattığında o yolcunun tamamen kaybolacağını varsayarsa, kapatmanın maliyetini olduğundan yüksek görür ve ucuz sınıfı açık tutar. Oysa yolcuların bir kısmı pahalı sınıfa geçecekti. Açık tutulan ucuz sınıf, daha fazla ödemeye hazır yolcuya daha az ücretle satış yapıyor; gelir seyrelmesi tam olarak bu.
Bu cümle gelir yönetimi ile ağ optimizasyonu arasındaki bağı da gösteriyor. Talep tahmini ile envanter kontrolü ayrı sistemler olarak kurulabilir, ama tahmin yolcunun seçim davranışını envantere aktarmıyorsa, envanter doğru tahminle yanlış karar veriyor. Spill bölümlerinde kapasiteyi aşan talebin nereye gittiği sorulmuştu; burada aynı sorunun sınıf düzeyindeki hali var: kapatılan sınıfın talebi kaybolmuyor, bir kısmı üst sınıfa taşınıyor.
Yazılım tarafında bu, tahmin çıktısının şeklini değiştiriyor. Sınıf başına bağımsız bir talep sayısı, üst satışı taşıyamıyor. Envanter kontrolünün ihtiyacı, bir sınıf kapandığında o talebin hangi oranla hangi sınıfa geçtiğini de söyleyen bir çıktı. Tahmin servisi ile envanter servisi arasındaki arayüz, sınıf başına tek sayıdan daha zengin olmak zorunda.
Yarın işe yarayacak dört çıkarım
- Komisyon hedefini talep sinyaliyle revize et. Havayolu sözleşmelerindeki ek komisyon hedeflerini yalnızca geçmiş satışa bakarak değil, gelecek dönemin talep sinyallerini analiz ederek belirle. Hedefin tutup tutmayacağı geçen yılın satışında değil, bu yılın aramalarında görünüyor.
- Tavsiye motorunu kanala göre yapılandır. Fiyat tahmini aracını kurumsal ve bireysel kanalda farklı aksiyon önerileri sunacak şekilde kur. Esir kitleye “bekle” demek tasarruf, sadakati zayıf OTA müşterisine “bekle” demek satışı rakibe bırakmak.
- Alışveriş verisini tahmine girmeden önce ayıkla. Tahmin modellerine giren alışveriş verisini robotik aramalar için ön filtrelemeden geçir. Bayrağı silme değil işaretleme olarak uygula; robotik trafik önbellek planlaması için ayrıca değerli.
- Üçüncü nesil tahmine geç. Geleneksel tahmin tekniklerini, rakip fiyatlarını, uçuş programlarını ve müşteri seçim modellerini (CCM) içeren yöntemlerle değiştir. Envanter kontrolüne üst satış olasılığını taşımayan bir tahmin, doğru talebi görse bile geliri seyreltir.
Bu bölümde ne yok: kapasiteyi aşan talebin nasıl hesaplandığı (spill bölümleri), ekran yanlılığının tarihi ve 1984 kuralları (“Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı”), ek komisyon ve acente gelir modellerinin geniş resmi (“Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi”). Bu bölüm o sistemlerin hepsinin aynı ham maddeyi, alışveriş verisini, nasıl farklı kararlara çevirdiğini anlatmak için var.