HavacılıkBölüm 82 / 86

Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi

Ağ optimizasyonu ne kadar iyi olursa olsun, önerisi host CRS'te gerçek zamanlı bir müsaitlik ve satış isteğine cevap veremiyorsa bir işe yaramaz. Bu bölüm idealize edilmiş ağ çıktısının hiyerarşik envanter limitlerine nasıl dönüştürüldüğünü, TPF/ALCS kısıtının neden uydu işlemcilerle aşıldığını ve aynı dönemde kriptik ücret kodlarının yerini markalı ailelerin nasıl aldığını anlatıyor.

ai üretimi

Havacılık · İçindekiler
  1. 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
  2. 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
  3. 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
  4. 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
  5. 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
  6. 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
  7. 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
  8. 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
  9. 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
  10. 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
  11. 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
  12. 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
  13. 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
  14. 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
  15. 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
  16. 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
  17. 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
  18. 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
  19. 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
  20. 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
  21. 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
  22. 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
  23. 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
  24. 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
  25. 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
  26. 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
  27. 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
  28. 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
  29. 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
  30. 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
  31. 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
  32. 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
  33. 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
  34. 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
  35. 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
  36. 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
  37. 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
  38. 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
  39. 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
  40. 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
  41. 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
  42. 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
  43. 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
  44. 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
  45. 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
  46. 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
  47. 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
  48. 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
  49. 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
  50. 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
  51. 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
  52. 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
  53. 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
  54. 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
  55. 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
  56. 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
  57. 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
  58. 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
  59. 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
  60. 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
  61. 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
  62. 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
  63. 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
  64. 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
  65. 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
  66. 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
  67. 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
  68. 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
  69. 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
  70. 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
  71. 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
  72. 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
  73. 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
  74. 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
  75. 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
  76. 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
  77. 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
  78. 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
  79. 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
  80. 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
  81. 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
  82. 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
  83. 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
  84. 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
  85. 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
  86. 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi

Önceki bölümler koltuğun kaç kez satılacağını, hangi yolcunun gelip hangisinin gelmeyeceğini hesapladı. Bu bölüm o hesabın nereye düştüğüne bakıyor. Gelir yönetimi masada bir optimizasyon modeli çalıştırıyor, ama koltuk bir başka makinede satılıyor: havayolunun ana rezervasyon sisteminde, yani host CRS’te. Bir RM önerisinin değeri, modelin ne kadar zarif olduğuyla değil, host CRS’teki gerçek zamanlı bir müsaitlik ve satış isteğine karşı uygulanabilir olup olmadığıyla ölçülür. Kaynak metin bunu açıkça söylüyor: gelir yönetimindeki ilerlemeler ancak envanter kontrol önerileri ana CRS üzerinde gerçek zamanlı müsaitlik ve satış taleplerine karşı uygulanabildiğinde anlam kazanıyor. Bu bölümün geri kalanı o köprünün nasıl kurulduğunu, neden pahalı olduğunu ve aynı dönemde ürünün kendisinin nasıl değiştiğini anlatıyor.

Ağ modelinin çıktısı envanter değil, envantere çevrilmesi gereken bir sıralama

Endüstrinin geçtiği yol basit bacak bazlı (leg-based) envanterden menşe-varış (O&D) kontrollerine doğru. Bacak bazlı dünyada her uçuş bacağının kendi sınıf limitleri var ve karar o bacağın doluluğuna göre veriliyor. O&D dünyasında ise aynı koltuk, üzerinden geçen farklı güzergâhlara farklı değerde satılabiliyor ve karar bu değere göre verilmek isteniyor.

Ağ optimizasyon modeli bu değeri hesaplıyor ama çıktısı idealize edilmiş bir yapı: her güzergâh ve ücret kombinasyonu için ne kadar kabul edilmesi gerektiğini söyleyen bir çözüm. Host CRS bunu olduğu gibi okuyamıyor. Arada bir dönüştürme adımı var ve adı da buradan geliyor: post-process nesting, yani optimizasyondan sonra yapılan hiyerarşi kurma işlemi.

Mantık şöyle. Sistem her bir uçuş bacağı üzerinden akan hizmet sınıflarını indirgenmiş maliyet (reduced cost) kriterine göre sıralıyor. Bu kriter ağ modelinin kendi çıktısından geliyor; yani sıralama, host’un bilmediği ağ bilgisini host’un anlayacağı tek boyuta indiriyor. Sıralama çıktıktan sonra sıralamanın değişim noktaları belirleniyor ve bu noktalardan hiyerarşik (nested) tahsisat limitleri kuruluyor. Sonuç, host CRS’in tanıdığı bir şey: iç içe geçmiş sınıf limitleri.

Yazılım tarafında bunun karşılığı şu: optimizasyon servisi ile envanter servisi arasındaki sözleşme bir çözüm vektörü değil, bir sıralama ve bu sıralamadan türetilmiş limit seti. Sıralamayı üreten kod ile limitleri host’a yazan kod ayrı bileşenler; birincisi hesap, ikincisi çeviri. Çeviri adımı atlandığında elde host’un okuyamadığı bir optimum kalıyor.

Geçiş dönemi eski borudan yeni mesaj geçirerek atlatılıyor

O&D kontrollerine tek hamlede geçmek mümkün değil. Kaynak metin iki ara çözüm tarif ediyor ve ikisi de mevcut altyapıyı yerinde bırakmaya dayanıyor.

Birincisi, hiyerarşik envanter kontrollerinin bacak veya segment bazlı kontrollerden türetilmesi. Yani host’taki mevcut kontrol yapısı korunuyor, O&D mantığı onun üzerine bir türetme katmanı olarak oturuyor. Envanter kaydı değişmiyor; değişen, o kayda yazılan limitlerin nereden hesaplandığı.

İkincisi mesajlaşma tarafında. Teklif fiyatı (bid price) tabanlı mesaj üretimine alternatif olarak, ana sistem altyapısı üzerinden GDS’lere AVS (Availability Status) mesajları gönderilebiliyor. AVS, bir sınıfın açık mı kapalı mı olduğunu dağıtım kanalına bildiren mesaj. GDS’ler bu mesajı zaten tanıyor; dolayısıyla O&D mantığıyla hesaplanmış bir kapatma kararı, dağıtım tarafında hiçbir şey değiştirmeden eski kanal üzerinden iletilebiliyor.

Bu iki çözümün ortak noktası, karar mantığını modernleştirirken arayüzü dondurmak. Mühendislik açısından bu tanıdık bir desen: iç model değişiyor, dışarıya açılan sözleşme aynı kalıyor. Bedeli de tanıdık: eski arayüzün ifade gücü neyse, yeni kararın dışarıya taşınabilen kısmı da o kadar. AVS bir sınıfı açıp kapatabilir, ama bir talebin değerini taşıyamaz.

Legacy CRS’te O&D kontrolü bir kayıt genişletme projesidir

Neden doğrudan host’u değiştirmiyorlar? Çünkü host TPF veya ALCS üzerinde çalışıyor ve bu sistemlerde envanter kaydı bir veri yapısı değil, bir sözleşme. Kaynak metin zorluğu tek cümleyle koyuyor: eski rezervasyon sistemlerinde O&D kontrol yeteneğine sahip olmanın zorluğu, envanter kayıtlarının genişletilmesi ve buna bağlı değişikliklerle gelen yüksek geliştirme maliyetine katlanmak.

Bu girişimler çok yıllı projeler. Maliyetin kaynağı iki katmanlı. İlki doğrudan iş: envanter kayıtlarını yeni veri alanlarını taşıyacak şekilde genişletmek. İkincisi asıl yük: envanter verisine güvenen bütün yan uygulamaların kapsamlı şekilde test edilmesi. Envanter kaydını okuyan her program, kayıt düzeni değiştiğinde potansiyel olarak kırılıyor ve bunların hangileri olduğunu bulmak başlı başına bir iş.

Yazılım tarafından bakınca bu, paylaşılan bir veritabanı şemasını değiştirmeye çalışmanın büyük ölçekli hali. Kayda bir alan eklemek kolay; o kaydı okuyan, sabit ofsetlere güvenen, yıllardır dokunulmamış onlarca programın hiçbirinin bozulmadığını kanıtlamak zor. Maliyeti belirleyen değişikliğin kendisi değil, değişikliğin dokunduğu yüzey. “SABRE’den PSS’e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı” bölümünde anlatılan dayanıklılığın öbür yüzü bu: bu kadar uzun yaşayan bir kayıt yapısının etrafında, ona bağımlı bir ekosistem birikiyor.

Host’u değiştirmek yerine yanına açık sistem bir işlemci koymak

Bu kısıtı aşmak için izlenen mimari strateji, host CRS’e kanal üzerinden bağlı, Unix tabanlı uydu kooperatif işlemciler (satellite processors) kullanmak. O&D müsaitlik ve satış işlemleri bu dış işlemcilerde, açık sistem ortamında yürütülüyor. Host envanterin kaydını tutmaya devam ediyor, ama kararı veren mantık artık onun içinde değil.

Tarihsel olarak bu yolu 1997’de Air France ve Sabre’nin Availability Processor’ı açıyor. Bugün aynı işi yapan güncel ürünler de aynı çizgide: SabreSonic, Altea Inventory ve PROS RTDP, açık sistem ortamında çalışan envanter işlemcileri olarak sayılıyor.

Yazılım tarafında bunun karşılığı bir strangler deseni. Legacy sistem yerinde kalıyor, yeni sorumluluklar onun etrafında büyüyen bir servise taşınıyor ve host yavaş yavaş kayıt defterine indirgeniyor. Avantajı açık: çok yıllı bir kayıt genişletme projesine girmeden O&D mantığı devreye alınabiliyor, üstelik yeni mantık TPF’in değil modern bir ortamın geliştirme hızıyla evriliyor. Mimari sorusu da açık: iki sistemin aynı envanter hakkında tutarlı kalması gerekiyor ve kanal bağlantısı bu tutarlılığın taşındığı yer. Brifing bu tutarlılığın nasıl sağlandığına girmiyor; ama bir uydu işlemci tasarlıyorsan ilk soracağın soru bu olmalı.

Sanal hiyerarşiden teklif fiyatına: sınıftan talebe

O&D kontrolünün ilk adımı sanal hiyerarşi (virtual nesting) oldu. American Airlines, SAS, KLM, United ve Delta bu yaklaşımı 1987 ile 1990’ların başı arasında devreye aldı. Sanal hiyerarşide her güzergâh ve ücret kombinasyonu değerine göre sanal kovalara yerleştiriliyor ve kontrol bu kovalar üzerinden yürüyor. Hâlâ bir sınıf mantığı, sadece sınıflar fiziksel rezervasyon kodlarından değil değerden türetiliyor.

Bir sonraki adım sürekli hiyerarşi, yani teklif fiyatı (bid price) kontrolü. American Airlines, Canadian Airlines ve US Airways bu kontrole 1998’de Sabre PSS üzerinde geçti. Tercih edilme sebebi ayrıntı düzeyi: bid price kontrolü her rezervasyon talebini satış noktasına ve o talebin anlık değerine göre tek tek değerlendirebiliyor. Kova yok; her istek kendi değeriyle eşiğe karşı tartılıyor.

Karar kuralı da buradan çıkıyor. Bir satış talebi, değeri sistemin belirlediği eşik değerin üzerindeyse kabul ediliyor. Eşik, o anki envanterin fırsat maliyeti. Talebin değeri de artık yalnızca uçağın ne kadar dolu olduğuna değil, talebin nereden geldiğine, yani satış noktasına (point of sale) bağlı. Aynı koltuk, aynı güzergâh, farklı satış noktası farklı karar üretebiliyor.

Yazılım tarafında bu, müsaitlik cevabının bir sınıf tablosu okumasından bir hesaplamaya dönüşmesi demek. Sanal hiyerarşide müsaitlik servisi bir kovanın açık olup olmadığına bakıyor; bid price’ta her isteğin değerini bağlamıyla birlikte hesaplayıp bir eşikle karşılaştırıyor. Satış noktası isteğin bir parametresi haline geliyor ve eşik değerleri gerçek zamanlı sorgulanabilir bir veri olarak servisin yanında durmak zorunda. Önceki paragraftaki uydu işlemcinin anlamı da burada netleşiyor: bu hesaplamayı her müsaitlik isteğinde yapmak, TPF’in envanter kaydına sığdırmaktan çok açık bir ortamda koşturmaya uygun bir iş.

Kriptik ücret kodu tüketiciye değer anlatamaz, marka anlatır

Envanter kontrolü değişirken satılan ürün de değişiyordu. Geleneksel dünyada bir ücret, sekiz karakterli bir ücret tabanı koduyla (fare basis code) tanımlanıyor. Bu kod sistem için anlamlı, tüketici için değil. Kodun içindeki kuralları, iadeyi, değişikliği, bagajı okuyamayan bir yolcu, iki ücret arasındaki farkı yalnızca fiyattan görüyor ve doğal olarak en ucuzu seçiyor.

Markalı ücret aileleri bu sorunu çözmek için ortaya çıktı. Kriptik kod yerine bir marka adı kullanılıyor; kaynak metin örnek olarak Freedom gibi bir adı veriyor. Marka, arkasındaki hizmet paketini şeffaf hale getiriyor: müşteri ödediği ücretle aldığı özellikler arasında doğrudan bir bağ kurabiliyor. Bu, pazarlama kampanyalarının da elini güçlendiriyor, çünkü bir kod değil bir ürün tanıtılıyor.

Brifing bu ürünlerin öncüleri olarak Air New Zealand, Air Canada ve Qantas’ı sayıyor ve tarihi 2006 olarak veriyor. Motivasyon da açık: gelir düşüşünü durdurmak için paketli ürünler başlatmak.

Marka satışın yönünü aşağıdan yukarıya çevirmekten kurtarıyor

Markalı ürünlerin asıl etkisi satış stratejisinde. Geleneksel model aşağıdan yukarıya (bottom-up) çalışıyor: sistem en düşük uygun ücreti gösteriyor ve yolcu oradan yukarı ancak kural kısıtları onu zorlarsa çıkıyor. Kaynak metin farkı şöyle koyuyor: markalı ürünlerle bir havayolu, tüketicinin markalı ürünle ilişkilendirdiği özelliklere duyduğu tercihe dayanarak en düşük uygun ücretten değil, ortadan ya da üstten satış yapabilir.

Yani koltuk seçimi, bagaj gibi özellikler görünür olduğunda yolcu bir özelliği istediği için bir üst pakete geçiyor. Bu merchandising: fiyatla değil, içerikle yönlendirilen satış.

Yazılım tarafında bunun anlamı, arama sonucu ekranının veri modelinin değişmesi. Bottom-up modelde bir uçuş için tek bir fiyat, en düşüğü, yeterli. Markalı modelde her uçuş için bir aile satırı döndürmek gerekiyor: her markanın fiyatı ve her markanın içerdiği özellikler. Karşılaştırma tablosu ürünün kendisi haline geliyor. Bu, envanter tarafında da bir soru doğuruyor: markalı ailelerin her biri hangi rezervasyon sınıflarına eşleniyor ve bir sınıf kapandığında o markanın fiyatı nasıl değişiyor. Brifing bu eşlemeye girmiyor, ama ikisi aynı müsaitlik cevabının içinde buluşuyor.

Yan hizmetin ücretlendirilmesi üç modelden birine oturuyor

Markalı ücret bir paket olduğu için, pakete neyin gireceği ve neyin ayrı satılacağı sorusu hemen arkasından geliyor. Kaynak metin üç temel model sayıyor.

Paketli (bundled) modelde hizmetler ödenen ücretin içinde. Ayrıştırılmış (unbundled, à la carte) modelde ücret yalnızca ulaşımı kapsıyor ve her ek hizmet ayrı ücretlendiriliyor. Hibrit modelde hizmet paketleri tek tek almaktan daha ucuza sunuluyor, ama düşük değerli paketi alan yolcuya da ek hizmet satın alma seçeneği açık bırakılıyor.

Hibrit model iki dünyanın mantığını birleştiriyor: düşük maliyetli taşıyıcının esnekliğini ve geleneksel taşıyıcının paket avantajını. En alt paketi alan yolcu bagaj ekleyebiliyor; bagaj, koltuk ve öncelikli check-in isteyen yolcu ise üst paketi daha ucuza alıyor. Her segmentten yolcuya satılabilecek bir şey var.

Mühendislik açısından hibrit model en çok iş çıkaran model. Paketli modelde yan hizmet ücretin bir özelliği; ayrıştırılmış modelde her hizmet ayrı bir ürün. Hibritte ikisi aynı anda doğru: aynı hizmet hem bir paketin parçası hem ayrıca satılabilir bir kalem. Fiyat motoru, bir yolcunun sepetindeki kalemlerin paket fiyatını mı tek tek fiyatlarını mı alacağını bilmek zorunda. Yan hizmetlerin kendisi “Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi” bölümünde ayrıntılı anlatılıyor.

Envanter ve ürün aynı dönüşümün iki yüzü

Bölümün iki yarısı ilk bakışta ayrı konular gibi duruyor: biri legacy host’ta O&D kontrolü, öteki kriptik koddan markaya geçiş. Ama ikisi de aynı yöne itiyor. Bid price, bir talebi satış noktasına ve anlık değerine göre tekil olarak değerlendiriyor; markalı ürün, yolcunun hangi özelliğe değer verdiğini görünür kılıp ona göre satış yapıyor. İkisi de kararı sınıftan alıp talebe, yolcuya taşıyor.

İkisinin de önündeki engel aynı: TPF/ALCS döneminden kalma bir envanter kaydı ve onun etrafında birikmiş sözleşmeler. Uydu işlemci birinci yarının cevabı. İkinci yarının cevabı perakendecilik ve NDC bölümlerinde, teklif yönetimiyle birlikte geliyor.

Yarın işe yarayacak dört çıkarım

  1. Hibrit merchandising modelini tasarla. Düşük maliyetli taşıyıcının ayrıştırılmış esnekliğini ve geleneksel taşıyıcının paket avantajını aynı üründe sun. Fiyat motorunu, aynı hizmetin hem paket içinde hem tek başına satılabildiğini varsayarak kur; en alt paketi alan yolcuya da ek hizmet yolu açık kalsın.
  2. Host’u yenilemek yerine yanına işlemci koy. O&D mantığını ve bid price hesabını legacy envanter kaydının içine sığdırmaya çalışma; çok yıllı kayıt genişletme ve regresyon testi faturası oradan çıkıyor. Açık sistemde çalışan bir uydu işlemciyle kararı dışarı al, host’u kayıt defteri olarak bırak ve iki sistem arasındaki tutarlılığı ilk tasarım sorusu yap.
  3. Bid price’ı satış noktasıyla birlikte değerlendir. Eşik karşılaştırmasını yalnızca uçağın doluluğuna göre değil, isteğin geldiği satış noktasının değerine göre yap. Müsaitlik isteğinin sözleşmesinde satış noktası birinci sınıf bir parametre olsun.
  4. Kriptik kodu vitrinden kaldır. Ücret tabanı kodu sistemde kalsın ama müşteriye marka ailesiyle konuş: her markanın içerdiği Wi-Fi, öncelikli check-in gibi hizmetler arama sonucunda görünür olsun ki satış en düşük ücretten değil ortadan ya da üstten başlayabilsin.

Bu bölümde ne yok: bid price’ın ve eşik değerlerin nasıl hesaplandığı (sürekli hiyerarşi ve envanter kontrolü bölümleri), overbooking limitlerinin bu hiyerarşiye nasıl eklendiği (“Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz”), host CRS’in kendi tarihi (“SABRE’den PSS’e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı”) ve markalı ürünlerin NDC ile teklif olarak dağıtılması (perakendecilik bölümleri). Bu bölüm, optimizasyonun çıktısının satışın yapıldığı makineye nasıl ulaştığını ve aynı dönemde satılan şeyin nasıl yeniden paketlendiğini anlatmak için var.