HavacılıkBölüm 8 / 86

Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı

Havayolunun kendi rezervasyon sistemi acente ekranına dönüşünce haksız avantaj üretti; 1984'te devlet dört kuralla müdahale etti ve veri bir ürün oldu. Bu bölüm, MAARS Plus'ın neden battığını, acente kanalının parasının nasıl döndüğünü, MIDT ve BIDT'nin ne işe yaradığını ve dört sistemin nasıl üç deve dönüştüğünü anlatıyor.

ai üretimi

Havacılık · İçindekiler
  1. 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
  2. 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
  3. 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
  4. 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
  5. 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
  6. 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
  7. 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
  8. 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
  9. 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
  10. 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
  11. 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
  12. 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
  13. 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
  14. 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
  15. 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
  16. 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
  17. 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
  18. 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
  19. 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
  20. 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
  21. 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
  22. 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
  23. 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
  24. 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
  25. 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
  26. 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
  27. 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
  28. 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
  29. 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
  30. 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
  31. 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
  32. 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
  33. 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
  34. 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
  35. 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
  36. 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
  37. 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
  38. 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
  39. 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
  40. 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
  41. 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
  42. 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
  43. 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
  44. 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
  45. 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
  46. 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
  47. 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
  48. 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
  49. 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
  50. 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
  51. 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
  52. 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
  53. 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
  54. 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
  55. 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
  56. 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
  57. 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
  58. 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
  59. 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
  60. 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
  61. 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
  62. 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
  63. 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
  64. 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
  65. 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
  66. 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
  67. 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
  68. 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
  69. 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
  70. 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
  71. 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
  72. 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
  73. 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
  74. 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
  75. 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
  76. 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
  77. 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
  78. 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
  79. 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
  80. 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
  81. 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
  82. 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
  83. 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
  84. 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
  85. 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
  86. 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi

Önceki bölüm tarafsız sistemin beş kez ölmesiyle ve JICRS çökünce Apollo, Sabre ve PARS silolarının yükselmesiyle bitmişti. Bu bölüm o siloların sonrasını anlatıyor. Havayolunun kendi envanter sistemine acente ekranı eklemesi, sahibine haksız rekabet avantajı verdi; 1984’te Federal Düzenlemeler Kodu (CFR) buna dört kuralla son verdi ve bu kurallar yalnızca ekranı değil, veriyi ve ücretlendirmeyi de yeniden tanımladı. Sonra sektör dört sistemi üç deve indirdi ve GDS bir rezervasyon aracı olmaktan çıkıp pazar yerine dönüştü.

Sunumun kapak slaytı. Noktalı dünya haritası üzerinde kıtaları birbirine bağlayan açık mavi hatlar. Başlık: Havayolu Dağıtım Sistemlerinin Evrimi. Alt başlık: özel CRS’lerden küresel GDS pazaryerlerine geçiş ve rekabetin yeniden şekillenmesi. Sağ altta konuşmacı notu: bu sunum havayolu dağıtım alanındaki temel kaymayı kapsıyor, havayoluna ait doğrudan sistemlerden (host CRS) GDS’lerin topladığı dolaylı acente kanalına giden yol; ana akışlar AirShopping (acentelerin uçuşu nasıl bulduğu) ve offer management (havayolunun tarife ve fiyatı nasıl dağıttığı).
Haritadaki hatlar havayolu rotası değil, veri hattı. Bu bölümde uçak değil, uçuşun bilgisi seyahat ediyor.

MAARS Plus: bağımsız olmak yetmedi

1970’lerde havayoluna özel (proprietary) rezervasyon sistemleri sahibi olan havayoluna haksız avantaj sağlıyordu. İlk tarafsız girişim 1977’de ITT’nin başlattığı MAARS Plus’tı: havayollarına da acentelere de ait olmayan bir sistem. Çözümü, katılımcı bütün havayollarının rezervasyon sistemlerine doğrudan bağlantı sunmak ve rezervasyonu havayolunun kendi sisteminde saklamaktı. İki nedenle battı. Teknik uyumsuzluk: ortak bir sistem dili yoktu, acenteler her havayolunun kendi kodlarını anlamakta zorlandı. Kusurlu gelir modeli: yatırımcılar abonelik ücretini acentelerden tahsil edemedi.

Başlık: Erken Dönem Arayışları ve MAARS Plus Vakası. Üstte not: 1970’lerde havayoluna özel (proprietary) rezervasyon sistemleri sahibi olan havayollarına haksız rekabet avantajı sağlıyordu. Solda ortada bir sunucu kutusu, MAARS Plus (1977, ITT), etrafında AC 1’den AC 5’e beş uçak simgesine çift yönlü oklar; altında MAARS Plus çözümü: katılımcı tüm havayollarının rezervasyon sistemlerine doğrudan bağlantı sunan ve rezervasyonları havayolunun kendi sisteminde saklayan ilk bağımsız girişim. Sağda turuncu çerçeveli iki kutu. 1. Teknik uyumsuzluk: ortak bir sistem dilinin olmaması, seyahat acenteleri her havayolunun kendi sistemine ait farklı kodları anlamakta zorlandı. 2. Kusurlu gelir modeli: yatırımcılar sistem abonelik ücretlerini seyahat acentelerinden tahsil edemedi. Altta not: alan terimleri CRS, direct connect; ortak dilin yokluğu EDIFACT ya da teletype (TTY) öncesi standartlaşmamış havayolu mesajlaşma dönemini işaret ediyor; MAARS’ın rezervasyonu havayolu sisteminde saklaması erken bir dış order management örneği.
Ortadaki kutu beş havayoluna bağlanıyor ama beşiyle beş ayrı dil konuşuyor. Bağlantı vardı, çeviri yoktu.

Slaytın notu iki şeyi işaretliyor. Ortak dilin yokluğu, EDIFACT ya da teletype öncesi dönemin sorunu: mesaj standardı yoktu, her havayolunun kodu ayrıydı. Ve MAARS’ın rezervasyonu kendi tarafında değil havayolunun sisteminde saklaması, bugün “dış order management” dediğimiz düzenin erken bir örneği. Yani mimari doğruydu; öldüren şey standart eksikliği ve faturayı kimin ödeyeceğinin çözülememesiydi. Birlikte çalışabilirlik sorununun cevabı ortak dil ve standart kod yapısıdır; bu olmadan acente sistemi anlayamıyor ve sistem batıyor.

Acente kanalının ekonomisi: sıfır giriş, hacim taahhüdü, %10, override

Havayolunun CRS’i acenteyi nasıl bağladı, para nasıl döndü? Dört adım. Sıfır giriş maliyeti: CRS’ler acentelere donanımı ve eğitimi ücretsiz verdi. Hacim taahhüdü: acente, yaptığı rezervasyon hacmine dayalı bir abonelik ücreti ödemeyi kabul etti. Standart komisyon: acente masrafını havayollarından aldığı yaklaşık %10 standart komisyonla dengeledi. Teşvikler (override): KPI eşikleri aşıldığında belirli havayollarını tercih etmesi için acenteye ek komisyon ödendi.

Başlık: Acente Kanalının Ekonomisi. Ortada üç düğümlü dairesel akış: havayolu/CRS, seyahat acentesi, yolcu; ortada financial ecosystem flowchart. Sağda dört adım. Adım 1, sıfır giriş maliyeti: CRS’ler acentelere ücretsiz donanım ve eğitim sağladı. Adım 2, hacim taahhüdü: acenteler yapılan rezervasyon hacmine dayalı abonelik ödemeyi kabul etti. Adım 3, standart komisyon: acenteler masraflarını havayollarından aldıkları yaklaşık %10 standart komisyon ile dengeledi. Adım 4, teşvikler (overrides): KPI’lara ulaşıldığında belirli havayollarını tercih etmeleri için ek komisyonlar ödendi. Altta arka ofis kutusu: artan rekabetle birlikte komisyon takibi ve acente satış raporları (ASR) için American Airlines’ın ADS’yi satın alması gibi arka ofis sistemlerine büyük yatırımlar yapıldı. Solda not: %10 standart komisyon artı override’lar doğası gereği taraflı bir satış ortamı yarattı; alan terimleri override, ASR; modern BSP ve ARC operasyonlarıyla ilgili.
Dördüncü adım döngünün dışında, kesik çizgiyle. Standart komisyon herkese eşit; override, acentenin hangi havayolunu satacağını fiyatlayan gizli parametre.

Bu model iki iş kuralı üretiyor. Gelir modeli: donanım ve eğitim bedava, karşılığında hacme dayalı abone ücreti; acente bunu %10 komisyonla dengeler. Yönlendirme: KPI eşiği aşılınca override tanımlanır ve acente belirli havayoluna teşvik edilir. Slaytın notu sonucu açık yazıyor: standart komisyon artı override, doğası gereği taraflı bir satış ortamı yarattı. Bu taraflılık yalnızca ekranda değil, acentenin cüzdanında da vardı. Takip edebilmek için arka ofis gerekti: komisyon takibi ve acente satış raporları (ASR) için American, ADS’yi satın aldı. Bugünkü BSP ve ARC operasyonlarının kökü bu arka ofis.

1984: devlet oyunu dört kuralla değiştirdi

Baskın CRS’lerin haksız avantajını engellemek için 1984’te yürürlüğe giren CFR dört kural getirdi. Ekran ayrımcılığına son: eski durumda taşıyıcı tercihli sıralama vardı, United Apollo kendi uçuşlarını daima ilk sıraya koyuyordu; yeni kuralda sonuçlar acentenin sorgu parametrelerine en uygun şekilde, tarafsız listelenmek zorunda. Evrensel kapasite: CRS içinde belirli bir havayolu için geliştirilen özellik, katılımcı tüm havayolları için erişilebilir olmalı. GDS ayrımcılığı yasağı: kendi CRS’ine sahip bir havayolu, acentelere satılan rakip CRS’lere de katılmak zorunda; boykot yasak. Adil ücretlendirme: eski durumda bazı havayolları hiç segment ücreti ödemezken diğerlerinden fahiş ücret alınıyordu; yeni kuralda CRS’in tüm katılımcılardan aldığı rezervasyon ücreti eşit ve ayrımcı olmayan olmalı.

Başlık: Oyunun Kuralları Değişiyor, 1984 CAB/CFR Regülasyonları. Alt başlık: baskın CRS’lerin haksız avantajlarını engellemek için getirilen dört ana kural. Dört sütun, her birinde eski durum ve yeni kural. 1. Ekran ayrımcılığına son. Eski: taşıyıcı tercihli sıralama (örneğin United Apollo’nun kendi uçuşlarını daima ilk sıraya koyması). Yeni: sonuçlar acentenin sorgu parametrelerine en uygun şekilde, tarafsız listelenmek zorundadır. 2. Evrensel kapasite. Yeni: CRS içinde belirli bir havayolu için geliştirilen bir özellik, katılımcı tüm havayolları için erişilebilir olmalıdır. 3. GDS ayrımcılığı yasağı. Yeni: kendi CRS’ine sahip bir havayolu, seyahat acentelerine satılan rakip CRS’lere de katılmak zorundadır (boykot yasağı). 4. Adil ücretlendirme. Eski: bazı havayolları hiç segment ücreti ödemezken diğerlerinden fahiş ücretler alınıyordu. Yeni: CRS’lerin tüm katılımcı taşıyıcılardan aldığı rezervasyon ücretleri eşit ve ayrımcı olmamak zorundadır. Altta not: ekranlarda taşıyıcı tercihi doğrudan uygunluk sıralama algoritmalarıyla ilgilidir; regülasyon, uçuş süresi ve zaman sapmasına dayalı tarafsız ekran algoritmalarının yaratılmasını zorladı; terimler availability display, segment booking fees.
Dört kuraldan yalnızca birincisi ekranla ilgili. Diğer üçü sistemin özelliklerini, katılımını ve fiyatını düzenliyor; devlet bir algoritmayı değil, bir platformu regüle etti.

Yazılım tarafındaki karşılığı notta: taşıyıcı tercihi doğrudan uygunluk sıralama algoritmasının bir parametresiydi ve regülasyon, önceki bölümde gördüğümüz o parametreyi yasaklayarak uçuş süresi ve zaman sapmasına dayalı tarafsız ekran algoritmalarını zorunlu kıldı. Kural 1.1 böylece şu hale geldi: sorguyu en iyi karşılayan uçuş ilk sırada, rakibinki bile olsa. Kural 1.2: bir havayolu için geliştirilen her sistem yeteneği katılımcı hepsine evrensel olarak açık.

Veri ürün oldu: MIDT pazar için, BIDT fatura için

1984 düzenlemeleri rekabeti eşitlemekle kalmadı, verinin kendisini bir ürüne dönüştürdü. MIDT (Marketing Information Data Tapes): CRS’in topladığı küresel seyahat acentesi rezervasyon verisi; belirli bir ücret karşılığında rakip CRS’lere ve havayollarına açık hale getirilmek zorunda. BIDT (Billing Information Data Tapes): havayollarına kesilen rezervasyon ücreti faturalandırma verisi; eskiden mikrofişle şeffaf olmayan biçimde sunulan bu veri elektronik ortamda zorunlu olarak sağlanmaya başlandı.

Başlık: Sistemlerden Stratejiye, Havacılık Verisinin Ticarileşmesi. Alt başlık: 1984 düzenlemeleri rekabeti eşitlemekle kalmadı, verinin kendisini bir ürüne dönüştürdü. Ortada merkezi CRS veritabanı silindiri, iki yana açık mavi veri hatları. Solda MIDT (pazar verisi): açılımı Marketing Information Data Tapes; içerik, CRS tarafından toplanan küresel seyahat acentesi rezervasyon verileri; etki, belirli bir ücret karşılığında rakip CRS’lere ve havayollarına açık hale getirilmek zorundadır. Sağda BIDT (finansal veri): açılımı Billing Information Data Tapes; içerik, havayollarına kesilen rezervasyon ücreti faturalandırma verileri; etki, eskiden mikrofiş ile şeffaf olmayan şekilde sunulan bu veriler elektronik ortamda zorunlu olarak sağlanmaya başlandı. Altta not: MIDT modern gelir yönetimi ve ağ planlaması için kritik bir araç, rakiplerin acente kanalından ne sattığını gösterir; BIDT mutabakat için kritik, GDS faturalarını pasif, mükerrer ya da iptal edilmiş PNR segmentlerine (churning) karşı denetlemekte kullanılır.
Aynı veritabanından iki bant çıkıyor: sol taraf rakibin ne sattığını, sağ taraf senin ne ödediğini söylüyor. İkisi de 1984'ten önce sahibinin tekelindeydi.

Notun “gizli bilgi” dediği kısım bugün de geçerli. MIDT gelir yönetimi ve ağ planlaması için kritik: rakiplerin acente kanalından ne sattığını gösteriyor. Önceki bölümdeki cüzdan payı körlüğünün acente kanalı için kısmi ilacı bu. BIDT mutabakat için kritik: GDS faturasını pasif, mükerrer ya da iptal edilmiş PNR segmentlerine karşı denetlemekte kullanılıyor; bu kalıplara churning deniyor. Havayolu hangi segment için ne ödediğini görebilmeli; BIDT bu görünürlüğün formatı.

Büyük konsolidasyon: dört sistemden üç deve

1980’lerin bireysel host CRS’leri 2000’lerde üç küresel sisteme indi. Amadeus (1987): Air France, Lufthansa, Iberia ve SAS ortaklığı; altyapı System One rezervasyon motoru artı Air France fiyatlandırma motoru. Worldspan (1990): PARS (TWA/Northwest) ve DATAS II (Delta) birleşmesi. Galileo (1993): United’ın Apollo sistemi tabanlı, 11 Kuzey Amerika ve Avrupa havayolunun ortaklığı. Sabre (1996): American Airlines (AMR Corp) bünyesinden kısmen ayrılarak bağımsızlaştı. Travelport (2001-2007): Galileo ve Orbitz’in alımı, ardından 2007’de Worldspan ile birleşerek tek çatı.

Başlık: Büyük Konsolidasyon Dalgası. Alt başlık: bireysel host CRS’lerden dev küresel sistemlere geçiş. Soldan 1980’ler, sağa 2000’ler akan lacivert hatlar. Amadeus (1987): Air France, Lufthansa, Iberia, SAS ortaklığı; altyapı System One rezervasyon motoru artı Air France fiyatlandırma motoru. Worldspan (1990): PARS (TWA/Northwest) ve DATAS II’nin (Delta) birleşmesi. Galileo (1993): United’ın Apollo sistemi tabanlı 11 Kuzey Amerika ve Avrupa havayolunun ortaklığı. Sabre (1996): American Airlines (AMR Corp) bünyesinden kısmen ayrılarak bağımsızlaştı. Sağda Travelport (2001-2007): Galileo ve Orbitz’in alımı, ardından 2007’de Worldspan ile birleşerek tek çatı olması. Altta not: Amadeus, yüksek hacimli gerçek zamanlı işlem için özelleşmiş bir IBM işletim sistemi olan TPF üzerinde çalışıyordu; host CRS’ten (havayolu envanterinin yaşadığı yer) GDS’e (acente satış noktası) kayış; havayolları bugün hâlâ GDS’e bağlanmak için PSS kullanıyor.
Sabre'nin hattı hiçbir yere birleşmiyor; tek başına devam ediyor. Diğer üç hat Travelport'a akıyor. 1996'da havayolundan ayrılan sistem, 2007'de tek ayakta kalan bağımsızdı.
Bugünkü GDS Köken ve birleşen sistemler
Sabre American Airlines kökenli, STARS otomasyonuyla gelişti
Amadeus Air France, Lufthansa, Iberia, SAS ortaklığı; System One temeli
Travelport Galileo, Apollo, Worldspan ve Orbitz’in birleşimi
Worldspan (eski) PARS ve DATAS II birleşimi; sonra Travelport’a katıldı

Notun iki teknik hatırlatması: Amadeus, yüksek hacimli gerçek zamanlı işlem için özelleşmiş bir IBM işletim sistemi olan TPF üzerinde çalışıyordu; ve host CRS’ten GDS’e kayış, havayolu envanterinin yaşadığı yer ile acentenin satış noktasının ayrılması demek. Havayolu bugün hâlâ GDS’e bağlanmak için PSS kullanıyor. “SABRE’den PSS’e” bölümündeki mimari, buradaki ayrımın havayolu tarafındaki ucu.

GDS bugün bir pazar yeri: on binlerce tedarikçi, üç aracı

GDS’ler kapalı envanter sistemlerinden evrilerek küresel alıcıları on binlerce tedarikçiye bağlayan B2B pazar yerlerine dönüştü. Tedarikçi tarafı havayolları, oteller, araç kiralama, demiryolu ve kruvaziyer. Ortada Big 3: Amadeus, Sabre, Travelport. Alıcı tarafı geleneksel seyahat acenteleri, OTA’lar, konsolidatörler ve toptancılar. Kaynak metnin tanımıyla GDS, alıcıları tedarikçilere bağlayan bir pazar yeridir.

Başlık: Günümüzün GDS Pazaryeri. Solda tedarikçiler / içerik sağlayıcılar: havayolları, oteller, araç kiralama şirketleri, demiryolu ve kruvaziyer. Ortada küp şeklinde GDS (toplayıcı / aracı), altında Big 3 GDS: Amadeus, Sabre, Travelport. Sağda alıcı kanalları: geleneksel seyahat acenteleri, OTA (çevrimiçi seyahat acenteleri), konsolidatörler ve toptancılar. Altta: GDS’ler kapalı envanter sistemlerinden evrilerek küresel alıcıları on binlerce tedarikçiye bağlayan devasa B2B pazaryerlerine dönüşmüştür. Sağ üstte not: dağıtım ve aracı satış akışı; Big 3 dolaylı dağıtıma hâkim, toplayıcı olarak tarihlerini anlamak bugün NDC (New Distribution Capability) API’leri yazan mühendisler için kritik, NDC teklif oluşturmayı modern XML/JSON standartlarıyla havayoluna geri getirmeyi amaçlıyor.
Soldaki beş tedarikçi türü ile sağdaki üç alıcı türü ortadaki tek küpten geçiyor. Bu bölümün başındaki 'havayolunun kendi sistemi' artık o küpün içindeki bir içerik satırı.

Çoklu havayolu envanterini tek sistemde barındırmanın mantığı bu: GDS bir toplayıcı olarak konumlanır, yalnızca havayollarını değil oteli, aracı ve treni de aynı havuzda birleştirip acenteyle buluşturur. Notun uyarısı bu bölümün yazılma sebebi: Big 3 dolaylı dağıtıma hâkim ve NDC API’si yazan bir mühendis, bu üç aracının nasıl doğduğunu bilmeden NDC’nin neyi geri almaya çalıştığını anlayamaz. NDC, teklif oluşturmayı XML/JSON standartlarıyla havayoluna geri getirmeyi amaçlıyor; yani 1984’ün ve 2007’nin kurduğu düzeni tersine çevirmeyi.

Yarın işe yarayacak dört çıkarım

  1. Standart dil bir özellik değil, hayatta kalma şartı. MAARS Plus doğru mimariyle battı çünkü beş havayolu beş dil konuşuyordu. Yeni nesil dağıtımda standart veri formatı ve kod yapısı olmadan acente karmaşası sistemi öldürür.
  2. Veri erişimi iş modelinin parçası olmalı. MIDT pazar payı analizi, BIDT maliyet kontrolü için kritik. Rakibin ne sattığını ve senin ne ödediğini gösteren bantlar, 1984’ten beri ücret karşılığı erişilebilir; bunları kullanmayan havayolu kör uçuyor.
  3. Sabit ücret değil, hacim ve KPI bazlı teşvik. Acente kanalında rezervasyon hacmine ve eşiklere dayalı dinamik model kullanımı artırdı. Ama override’ın taraflı satış ortamı yarattığını unutmadan: teşvik parametresi, ekran parametresi kadar görünür olmalı.
  4. Rezervasyon sistemi arka ofisle konuşmalı. Acentenin satış raporunu (ASR) ve komisyonunu takip edebilmesi için güçlü arka ofis entegrasyonu şart. American’ın ADS’yi satın alması bir lüks değil, komisyon karmaşasının zorunlu sonucuydu.

Bu bölümde ne yok: NDC’nin 1984 düzenini nasıl tersine çevirmeye çalıştığı ve bunun neden teknik değil ticari bir kavga olduğu (“NDC: dağıtımı kim kontrol ediyor”) ve GDS’lerin hâlâ konuştuğu mesaj formatı (“Sektör hâlâ EDIFACT konuşuyor”). MAARS Plus’ın ortak dil sorunu o formatın doğum sebebi.