HavacılıkBölüm 39 / 86

Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı

Birinci sınıf kabinde talep o kadar oynak ki negatif üstel dağılımın izin verdiği varyansı aşıyor; iki aşamalı Cox dağılımı bu boşluğu ilk iki momenti eşleştirerek kapatıyor. Bölüm, modelin yapısını, taşan talebin (spill) gözlemlenen dolulukla nasıl ilişkilendiğini ve kapanış doluluğu (LFCF) varsayımındaki 15 puanlık farkın kayıp yolcu tahminini nasıl katladığını anlatıyor.

ai üretimi

Havacılık · İçindekiler
  1. 01Posta sözleşmesinden SABRE'ye
  2. 02SABRE'den PSS'e: bir mimari neden 60 yıl yaşadı
  3. 031978: kâr garantisi kalkınca gelir yönetimi doğdu
  4. 04Yield Management: erken dönem stratejik analiz ve iş mantığı
  5. 05Yield Management: rekabet stratejileri ve PEOPLExpress analizi
  6. 06Gelir yönetimi ve stratejik operasyonlar: PEOPLExpress ve American Airlines analizi
  7. 07PEOPLExpress ve havacılık sektörü: sadakat programları ve dağıtım sistemleri stratejik analizi
  8. 08Havacılık rezervasyon ve küresel dağıtım sistemleri (GDS) analizi: stratejik gelişim ve iş mantığı
  9. 09Havacılık endüstri standartları ve yönetişim: stratejik analiz belgesi
  10. 10GDS ve havacılık dağıtım ekosistemi: stratejik analiz ve iş mantığı rehberi
  11. 11Havacılık rezervasyon sistemleri ve dijital dağıtım kanalları stratejik analizi
  12. 12Seyahat değer zinciri ve dağıtım kanalları analizi: stratejik brifing notu
  13. 13Seyahat dağıtım ekosistemi ve yeni dağıtım yeteneği (NDC) analizi
  14. 14NDC@Scale: havacılık dağıtım kanallarında dönüşüm ve iş mantığı analizi
  15. 15Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi
  16. 16Havacılık planlaması ve gelir yönetimi: stratejik analiz
  17. 17Havacılıkta gelir yönetimi ve rekabet stratejileri: Sun Tzu prensipleriyle iş mantığı analizi
  18. 18Havayolu fiyatlandırma ve verim yönetimi stratejileri: analitik bir bakış
  19. 19Havacılık fiyatlandırma ürünleri ve iş mantığı analizi
  20. 20Havacılık ücret ürünlerinin sınıflandırılması: stratejik analiz ve iş mantığı
  21. 21Havacılık dağıtım kanalları ve ücret kuralları: stratejik analiz belgesi
  22. 22Havacılık ücret kuralları ve yolculuk tipleri stratejik analizi
  23. 23Havacılık güzergah fiyatlandırması ve iş mantığı analizi
  24. 24Ücret yapılandırması, segmentasyon ve sadakat programları analizi
  25. 25Havacılıkta özel ücretler ve fiyat esnekliği
  26. 26Havacılıkta ücret yönetimi ve planlama stratejileri
  27. 27Reaktif fiyatlandırma süreci ve stratejik karar mekanizmaları
  28. 28Proaktif fiyatlandırma ve ücret rasyonalizasyonu: stratejik iş mantığı analizi
  29. 29Havacılıkta gelir paylaşımı: çok taraflı ve ikili prorate anlaşmaları (MPA ve SPA)
  30. 30Havayolu ek hizmetleri (ancillaries) ve iş mantığı analizi
  31. 31Havacılık gelir yönetimi ve ücret yapıları analizi
  32. 32Havacılıkta spill (taşan talep) modeli ve iş mantığı analizi
  33. 33Beklenen kapasite aşımı (expected spill) ve Boeing modeli analizi
  34. 34Havacılık talep tahmini ve spill (taşan talep) modelleri analizi
  35. 35Gelir yönetiminde beklenen kayıp (spill) ve talep analizi
  36. 36Havacılık spill modelleri için girdi parametrelerinin kalibrasyonu
  37. 37Havacılıkta kapasite yönetimi ve spill (taşan talep) analizi
  38. 38Nominal doluluk oranı ve talep kaybı (spill) analizi
  39. 39Yüksek varyanslı talep ve iki aşamalı Cox dağılımı
  40. 40İki aşamalı Cox dağılımıyla spill ölçümü
  41. 41Havacılık endüstrisi ve gelir yönetimi analizi
  42. 42Havacılık gelir yönetimi alternatifleri ve iş mantığı analizi
  43. 43Gelir artışı ve tahmin doğruluğu: iki boyutlu zamanda talep tahmini
  44. 44Rezervasyon profilleri ve talep tahmini
  45. 45Rezervasyon profillerinin kümelenmesi ve iptal oranı analizi
  46. 46Gelir yönetiminde talep profilleri ve veri arındırma
  47. 47Gelir yönetiminde talep tahmini ve kısıtlanmamış talep analizi
  48. 48Havacılık talebi tahminleme ve zaman serisi analizi
  49. 49Gelir yönetiminde tahminleme modelleri ve iş mantığı analizi
  50. 50Havacılık gelir yönetimi: rezervasyon tahminleme ve talep analizi
  51. 51O&D talep tahmini: birinci ve ikinci nesil yaklaşımlar
  52. 52Rekabetçi havayolu alışveriş verileri analizi
  53. 53Havacılıkta veri odaklı iş mantığı ve karar destek sistemleri
  54. 54Havacılık gelir yönetimi ve tüketici tercih modellemesi
  55. 55İtinerer tercih modelleri ve talep analizi
  56. 56O&D tahminleme ve must-forecast listesi
  57. 57Havacılık ve hizmet sektöründe overbooking stratejileri ve operasyonel analiz
  58. 58Biniş oranı tahmini ve overbooking stratejileri
  59. 59Havacılıkta overbooking (fazla rezervasyon) ve show-up modelleme stratejileri
  60. 60Havacılıkta overbooking stratejileri ve gelir yönetimi
  61. 61İndirim tahsis kontrolleri, Littlewood kuralı ve Gamma talep modeli
  62. 62Gamma dağılımı ve indirim tahsisi: koruma seviyeleri ve gelir oranları
  63. 63İndirim tahsisi ve rezervasyon optimizasyonu: EMSR ve entegre overbooking
  64. 64Rezervasyon envanter kontrolü ve gelir yönetimi
  65. 65Karma ve hibrit envanter kontrol sistemleri
  66. 66Havacılık gelir yönetimi: envanter kontrolü ve iş mantığı analizi
  67. 67Paylaşımlı kabin envanteri ve funnel uçuşlar
  68. 68Havacılık gelir yönetimi performans ölçümü
  69. 69Gelir fırsat modeli (ROM) ve havayolu gelir yönetimi performansının ölçümü
  70. 70Gelir yönetiminde kritik durum belirleme ve O&D stratejileri
  71. 71Havayolu envanter kontrol stratejileri ve ağ etkileri
  72. 72Havacılık gelir yönetimi: virtual nesting (sanal yuvalama) analizi
  73. 73Sanal gruplama ve çift indeksleme: havacılık envanterinde koltuğun kime açılacağı
  74. 74Dinamik sanal gruplama (dynamic virtual nesting) ve gelir yönetimi analizi
  75. 75Havacılık gelir yönetimi ve O&D optimizasyonu: sanal yuvalama ve CER
  76. 76Sürekli yuvalama (continuous nesting) ve teklif fiyatı kontrol sistemleri analizi
  77. 77Havacılık gelir yönetimi: şebeke optimizasyon modelleri
  78. 78Gelir yönetiminde ağ optimizasyonu ve bacak ayrıştırma
  79. 79Havacılık gelir yönetimi ve ağ optimizasyonu stratejileri
  80. 80O&D gelir yönetimi ve koltuk kullanılabilirliği hesaplama
  81. 81Yolcu değerlemesinde ücret kalifikasyon kuralları
  82. 82Havacılık gelir yönetimi ve envanter kontrol sistemleri: post-process nesting analizi
  83. 83Markalı ücret aileleri ve bağlantı mimarisi
  84. 84Havacılık envanter yönetimi ve GDS entegrasyon sistemleri
  85. 85Havacılık envanter kontrolü ve O&D yönetimi
  86. 86Havacılık rezervasyon ve envanter yönetimi: stratejik iş mantığı analizi

Talep tahmini bölümlerinin büyük kısmı ortalamayla uğraşır: bu uçuşa kaç yolcu gelecek, bu sınıfa kaç koltuk ayrılmalı. Birinci sınıf kabin bu alışkanlığı bozuyor. Orada talep bazı günler neredeyse sıfır, bazı günler kabinin birkaç katı; ortalama hiçbir günü temsil etmiyor. Talebin ortalaması kadar dağılımının şekli de modelin parçası; şekli yanlış seçilen bir model, doğru ortalamayla yanlış spill hesaplar. Bu bölüm iki şeyi anlatıyor: yüksek varyanslı talebi yakalamak için neden iki aşamalı Cox dağılımına ihtiyaç duyulduğunu, ve kayıp yolcu tahmininin, uçuşun kaç dolulukta kapandığına dair tek bir varsayıma ne kadar duyarlı olduğunu.

Sunumun kapak slaytı. Başlık: Yüksek Varyanslı Talebi Modellemek. Alt başlık: First Class kabinler için iki aşamalı Cox dağılımı ve taşma (spill) analizi. Sağda noktalı bir ızgara üzerinde soldan gelen koyu mavi bir çizgi ortada ikiye ayrılıyor: bir kol turuncu renkte yukarı, diğeri koyu mavi renkte aşağı gidiyor.
Ortadaki çatallanma bölümün özeti: talep ya birinci aşamada biter ya da ikinci aşamaya geçer. Modelin bütün esnekliği o ayrım noktasında.

Negatif üstel dağılım birinci sınıfın oynaklığını taşıyamıyor

Taşan talebi hesaplamak için önce talebin bir dağılımını varsaymak gerekiyor. En basit aday negatif üstel dağılım: tek parametreli, hesaplaması kolay, kapalı formda çözülebiliyor. Sorun, bu kolaylığın bir bedeli olması. Üstel dağılımda standart sapma ortalamaya eşit, yani varyasyon katsayısı (CV, standart sapmanın ortalamaya oranı) her zaman bir. Model, talebin ne kadar oynak olduğunu veriden öğrenmiyor; bir olarak kabul ediyor.

Kaynak metin sınırı açıkça koyuyor: birinci sınıf talebini modellemek için negatif üstel dağılım, bire eşit olan varyasyon katsayısıyla sınırlı. Gerçek birinci sınıf talebi ise yüksek varyans gösteriyor, CV birden büyük. Bu durumda üstel model ortalamayı tutturabilir ama dağılımın kuyruğunu eksik çizer: talebin kapasiteyi çok aştığı günleri olduğundan seyrek gösterir, dolayısıyla spill’i olduğundan küçük hesaplar.

Başlık: Neden Standart Modeller Yetersiz Kalıyor. Sol panel, Standart Model (Negatif Üstel): soldan yüksekten başlayıp düzgünce sıfıra inen gri bir eğri. Altında: First Class talebini modellerken negatif üstel dağılımın katı bir matematiksel sınırı vardır, varyasyon katsayısı (CV) en fazla 1 olabilir. Sağ panel: sert iniş çıkışlar yapan turuncu bir zaman serisi, en yüksek tepe CV büyüktür 1 etiketiyle işaretli. Altında: gerçek dünyada First Class talebi yüksek varyans gösterir (CV büyüktür 1); bu ekstrem dalgalanmayı yakalamak ve ilk iki momenti eşleştirmek için daha gelişmiş, çok aşamalı bir modele ihtiyaç vardır.
Soldaki eğri tek bir sayıyla, ortalamayla tamamen tanımlı. Sağdaki serinin tepelerini açıklamak için ikinci bir sayı, varyans da modele girmeli.

Buradaki karar kuralı basit ve veriye dayalı. Talep verisinin CV’si bire yakınsa standart negatif üstel dağılım yeterli. CV birden büyükse, ilk iki momenti, yani hem ortalamayı hem varyansı doğru yakalayabilen bir dağılım gerekiyor. Yazılım tarafında bunun karşılığı şu: dağılım seçimi kodun içine gömülmüş bir sabit olmamalı. Her pazar, kabin ya da sınıf için CV ölçülüp model seçimi bu ölçüme bağlanmalı. Ekonomi kabininde işleyen varsayım, aynı kod yolundan geçen birinci sınıf kabininde sessizce yanlış sonuç üretir.

Faz tipi dağılımlar oynaklığı üstel parçalardan kuruyor

Çözüm yeni bir dağılım icat etmek değil, üstel dağılımı yapı taşı olarak kullanmak. Faz tipi (phase type) dağılımlar, seri ya da paralel bağlanmış üstel dağılımlı fazların birleşiminden oluşuyor. Kaynak metin bu ailenin gücünü şöyle tarif ediyor: faz tipi dağılımlar, üstel dağılımlı fazların evrişimiyle oluşur ve pozitif, sürekli herhangi bir dağılımı yaklaşık olarak ifade etmek için kullanılabilir.

Fikir yeni de değil. Kökü telefon trafiğine uzanıyor: Erlang 1917’de özdeş üstel dağılımları seri kullanarak telefon trafiğini modelledi. Yöntem Neuts’un 1981 ve 1989 çalışmalarıyla kuyruk teorisinde standartlaştı, sistem darboğazlarını çözmek için. Bugün aynı araç gelir yönetimi sistemlerinde yüksek varyanslı bilet talebini yaklaşık olarak hesaplamak için kullanılıyor.

Başlık: Çözüm, Faz Tipi (Phase Type) Dağılımlar. Oklarla birbirine bağlı üç daire. Birincisi, eski tip bir telefon ve santral: Erlang (1917), ilk olarak telefon trafiğini modellemek için özdeş üstel dağılımların seri kullanımıyla geliştirildi. İkincisi, bir darboğazdan geçen nokta dizileri: Neuts (1981, 1989), sistem darboğazlarını çözmek amacıyla kuyruk (queueing) teorisinde standartlaştı. Üçüncüsü, grafik ızgarası önünde bir uçak kuyruğu: Günümüz, havacılık talebi; üstel dağılımlı fazlar kullanılarak herhangi bir pozitif, sürekli dağılımı (yüksek varyanslı bilet talepleri dahil) yaklaşık olarak hesaplamak için günümüzde RM sistemlerinde kullanılıyor.
Telefon santrali, kuyruk ve koltuk aynı soruyu soruyor: sınırlı kapasiteye rastgele gelen talebin ne kadarı içeri girer, ne kadarı dışarıda kalır.

Bu soy ağacı mühendis için tanıdık bir şey söylüyor. Spill problemi yapısal olarak bir kuyruk problemi: kapasite sınırlı, talep rastgele, sığmayan kısım kayboluyor. Kuyruk teorisinde olgunlaşmış bir araç setinin havayolu talebine taşınması tesadüf değil.

İki aşamalı Cox, tek bir olasılıkla varyansı açıyor

Faz tipi ailenin bu iş için en sade üyesi iki aşamalı Cox (Coxian) dağılımı. Talep önce birinci aşamadan geçiyor; bu aşama γ1 oranına sahip bir üstel dağılım. Birinci aşamanın sonunda bir çatal var: talep α olasılıkla ikinci aşamaya, γ2 oranlı ikinci bir üstel faza geçiyor, 1−α olasılıkla orada bitiyor.

Başlık: İki Aşamalı Cox Dağılımının Yapısı. Soldan gelen ok, Aşama 1 (Oran γ1) kutusuna giriyor. Kutudan çıkan turuncu ok, Geçiş İhtimali α etiketiyle Aşama 2 (Oran γ2) kutusuna gidiyor. Aynı noktadan aşağıya inen koyu ok, Çıkış İhtimali (1-α) etiketini taşıyor. Altta açıklama: sistem, γ1 ve γ2 oranlarına sahip iki üstel fazın matematiksel bir karışımıdır; ikinci faza geçiş α olasılığına bağlıdır (burada α küçüktür 1 değeri, geçmiş talep verilerinden kalibre edilir).
Aşağı inen ok, α'nın neden birden küçük olması gerektiğini gösteriyor: talebin bir kısmı hep birinci aşamada çıkıyor. Varyansı büyüten, ikinci aşamaya giden azınlık.

Varyansı açan mekanizma bu çatal. Talebin çoğu tek aşamada, kısa ve öngörülebilir biçimde bitiyor; küçük bir kısmı ikinci aşamaya geçip dağılıma uzun bir kuyruk ekliyor. Böylece tek bir üstel dağılımın asla üretemeyeceği bir şekil çıkıyor: çoğu gün sakin, bazı günler aşırı. Parametreler üç tane (γ1, γ2 ve α) ve bunlar ilk iki momenti tutturacak biçimde seçilebiliyor. Kaynak metin burada iş mantığını da koyuyor: α parametresi talep verilerinden kalibre ediliyor ve talebin ilk aşamadan sonra ikinci bir üstel aşamaya geçip geçmeyeceğini belirliyor.

Matematiksel olarak model tek bir değişkene indirgeniyor: Y = X1 + U·X2. X1 ve X2 üstel dağılımlı rastgele değişkenler; U ise iki değerli bir gösterge değişkeni. Geçiş olursa U bir oluyor (olasılığı α), çıkış olursa sıfır (olasılığı 1−α). Olasılık yoğunluk fonksiyonu da iki üstel terimin ağırlıklı toplamı: f(x) = A·e^(−γ1·x) + B·e^(−γ2·x). A ve B katsayıları, bileşenlerin Laplace dönüşümü alınıp zaman alanına geri çevrilerek hesaplanıyor ve γ1, γ2 ile α’ya bağlı ağırlıklar olarak çıkıyor.

Başlık: Olasılık Yoğunluk Fonksiyonunun (PDF) Çözümlenmesi. Ortada büyük formül: f(x) eşittir A çarpı e üzeri eksi γ1 x artı B çarpı e üzeri eksi γ2 x. Formülün parçalarına bağlanan açıklamalar. Temel değişken (Y eşittir X1 artı U X2): X1 ve X2 üstel dağılımlı rastgele değişkenlerdir. Gösterge değişkeni (U): iki değerli bir fonksiyondur; geçiş olursa P(U=1) eşittir α, çıkış olursa P(U=0) eşittir 1-α. A ve B katsayıları: bireysel bileşenlerin Laplace dönüşümü alınarak ve zaman alanına geri çevrilerek hesaplanan, γ1, γ2 ve α değerlerine dayalı ağırlıklardır.
Formül iki üstel terimin toplamından ibaret; bu yüzden kapalı formda kalıyor. Esneklik artarken hesaplanabilirlik kaybolmuyor.

Mühendislik açısından bu yapının iki avantajı var. Birincisi, yoğunluk fonksiyonu hâlâ üstel terimlerden oluştuğu için spill hesabında gereken integraller kapalı formda kalıyor; simülasyona ya da sayısal yaklaşıma mahkûm değilsin. İkincisi, α sıfıra yaklaştıkça model tek bir üstel dağılıma, yani CV bir durumuna geri dönüyor. Aynı kod yolu hem sakin ekonomi talebini hem oynak birinci sınıf talebini taşıyabiliyor; aradaki fark kalibre edilen parametrelerde. Kalibrasyonun kendisi ise ayrı bir iş: α ve oranların hangi geçmiş veriyle, hangi sıklıkla güncellendiği modelin doğruluğunu en az dağılım seçimi kadar belirliyor.

Gözlemlenen doluluk talebi değil, talebin sığan kısmını gösteriyor

Dağılım seçildikten sonra asıl soru geliyor: bu uçuşta kaç yolcu kaybedildi? Spill, talebin koltuk kapasitesini aştığı durumda reddedilen, yani havayolunun kaybettiği yolcu. Sorunun zor yanı, spill’in hiçbir sistemde kayıt olarak durmaması. Satış sistemine düşen her şey koltuğa oturan yolcu; kapıdan dönen yolcu veri bırakmıyor.

Bu yüzden iki ayrı doluluk kavramı var. Gözlemlenen doluluk (observed load factor) gerçekleşen, koltuğa oturan yolcuyu sayıyor. Nominal doluluk ise reddedilenleri de ekleyerek kapasite sınırı olmasaydı gerçekleşecek talebi hesaplıyor. Aradaki fark spill. Brifingdeki tabloların hepsi 100 koltukluk bir kabin üzerinden kurulu; orada gözlemlenen yüzde 50 doluluk 50 yolcu demek. Kapanış varsayımı yüzde 100 iken model bu uçuş için 12,76 kayıp yolcu hesaplıyor; nominal talep 62,76 oluyor ve spill oranı, kayıp yolcunun nominal talebe oranı olarak, brifingdeki yüzde 20,32’ye denk geliyor.

Tablolar bir şeyi daha gösteriyor: doluluk arttıkça kaybedilen yolcu doğrusal değil, katlanarak artıyor. Aynı varsayım altında yüzde 15 dolulukta spill 0,02 yolcu, yüzde 30’da 1,28, yüzde 50’de 12,76, yüzde 70’te 61,32. Doluluk iki katına çıkarken kayıp on katına çıkıyor. Bunun nedeni dağılımın kuyruğu: ortalama talep kapasiteye yaklaştıkça, talebin kapasiteyi aştığı günler hem sıklaşıyor hem de aşımın büyüklüğü artıyor. Yüksek varyanslı talepte bu kuyruk daha da kalın.

Kapanış doluluğu varsayımı sonucu yarı yarıya değiştiriyor

Spill tahmininin en hassas girdisi dağılım değil, sessizce konan bir varsayım: LFCF, yani satışa kapanan uçuşlardaki doluluk oranı (load factor on closed flights). Bir uçuş satışa kapandığında gerçekten kaç koltuk doluydu?

İlk akla gelen cevap yüzde 100: uçuş, koltuklar tükendiği için kapandı. Ama gerçekte uçuşlar tam dolmadan kapanabiliyor; kapanış anındaki doluluk kapasitenin altında kalabiliyor. Kaynak metin bu ikinci senaryoyu yüzde 85 ile modelliyor. Modelin mantığı şu: uçak yüzde 85 dolulukla satışa kapandıysa, talep aslında daha yüksekti ama satış kısıtlar yüzünden erken bitti. Bu da aynı gözlemlenen doluluk için daha yüksek bir kayıp yolcu ve daha yüksek bir nominal talep tahmini demek.

Başlık: Taşma (Spill) Tabloları Karşılaştırması. Alt başlık: 100 koltuklu bir kabinde, kapatılan uçuşlardaki varsayılan doluluk oranının (LFCF) yolcu kaybı tahminine etkisi. Üç satırlık tablo, sütunlar gözlemlenen doluluk, LFCF yüzde 100 varsayımı ve LFCF yüzde 85 varsayımı. Yüzde 30 doluluk: 1.28 kayıp ve 2.33 kayıp. Yüzde 50 doluluk: 12.76 kayıp ve 22.34 kayıp. Yüzde 70 doluluk: 61.32 kayıp ve 141.60 kayıp. Hücreler değer büyüdükçe koyulaşan turuncuya boyanmış. Altta not: LFCF varsayımını yüzde 100’den yüzde 85’e düşürmek, hesaplanan taşan yolcu sayısını yüzde 50 dolulukta neredeyse ikiye, yüzde 70 dolulukta ise iki katından fazlasına çıkarır.
İki sütun aynı uçuşları, aynı gözlemlenen dolulukla anlatıyor. Farkı veri değil, kapanış anına dair tek bir varsayım yaratıyor.

Rakamlar varsayımın ağırlığını gösteriyor. Yüzde 50 gözlemlenen dolulukta kayıp yolcu 12,76’dan 22,34’e çıkıyor; spill oranı yüzde 20,32’den yüzde 30,88’e. Brifingdeki sentez tablosunda artış yüzde 15 dolulukta yüzde 150 (0,02’den 0,05’e), yüzde 30’da yüzde 82, yüzde 50’de yüzde 75, yüzde 70’te yüzde 130. Yüzde 80 satırında ise tablo 135,36’ya karşı 613,50 kayıp yolcu veriyor, yüzde 353’lük bir artış. 100 koltukluk bir kabinde 613 kayıp yolcu, modelin bu bölgede nominal talebi kapasitenin birkaç katı olarak okuduğu anlamına geliyor. Bu rakamı bir tahmin olarak değil, bir uyarı işareti olarak okumak gerekiyor: yüksek dolulukta model, LFCF varsayımına patlayarak tepki veriyor.

Başlık: Doluluk Oranına Göre Taşma Eğrisi. Yatay eksen gözlemlenen doluluk oranı (15’ten 80’e), dikey eksen taşma oranı (yüzde 0’dan yüzde 100’e). İki eğri: alt eğri koyu mavi, LFCF yüzde 100; üst eğri turuncu, LFCF yüzde 85. Aradaki alan taralı. İki eğri 15 civarında birlikte başlıyor, 40 noktasına işaret eden bir not var: eğriler yüzde 40 gözlemlenen doluluk oranından sonra keskin bir şekilde ayrışmaya başlar. Sağ üstte not: uçuş kapandığında kapasitenin tam dolu olmadığını varsaymak (yüzde 85 LFCF), çok daha yüksek bir potansiyel talep kaybı (spill) gerçeğini ortaya çıkarır.
Eğriyi değer okumak için değil, şekli için kullan: düşük dolulukta varsayım önemsiz, yüzde 40'tan sonra sonucu o belirliyor.

Grafik aynı hikâyeyi şekille anlatıyor. Düşük dolulukta iki eğri üst üste: uçuş zaten kapanmıyor, kapanış varsayımının etkisi yok. Yüzde 40 civarından sonra eğriler ayrışıyor ve aradaki taralı alan, kararın veriye değil varsayıma dayandığı bölge. Brifingin analiz notu da bunu söylüyor: doluluk yüzde 70’i geçtiğinde, LFCF varsayımındaki 15 puanlık farkın kayıp yolcu üzerindeki etkisi katlanarak artıyor.

Varsayım kapasite kararına dönüşüyor

Spill hesabı akademik bir egzersiz değil; filo ve tarife kararlarının girdisi. Brifing bunu uçuş kapanış oranı üzerinden bağlıyor: kapanış oranı yüzde 90’lara ulaştığında tabloda 966,50 nominal talep ve 871,50 spill yolcu görülüyor. Bu büyüklükte bir kayıp, mevcut kapasitenin talebi karşılamakta yetersiz kaldığını söylüyor ve daha büyük uçak tipi atanması ya da ek sefer planlanması için bir karar sinyali oluyor.

İşin zor yanı burada başlıyor. Aynı uçuş, yüzde 100 LFCF varsayımıyla “kapasite yeterli, biraz kayıp var” diyen bir rapor, yüzde 85 varsayımıyla “kapasite ciddi yetersiz” diyen bir rapor üretebiliyor. Hangisinin doğru olduğu modelin içinde değil, kapanış anının gerçek verisinde. Brifingin önerdiği iş kuralı tutucu tarafta durmak: gelir kaybını en aza indirmeyi hedefleyen muhafazakâr bir tahmin için düşük LFCF değerini baz almak. Ama bu kuralın bedeli de var: düşük LFCF daha yüksek nominal talep demek, daha yüksek nominal talep de daha büyük uçak ya da ek sefer talebi demek. Tutucu spill tahmini, kapasite tarafında cömert bir karara dönüşüyor.

Yazılım tarafında bunun karşılığı açık: LFCF bir konfigürasyon sabiti olarak değil, ölçülen bir girdi olarak ele alınmalı. Satışa kapanan uçuşlarda kapanış anındaki gerçek doluluk bir ölçüm olarak toplanıp spill modeline elle girilen yüzde 100 yerine bu ölçüm beslenmeli. Model çıktısı raporlanırken de hangi LFCF varsayımıyla üretildiği yanında taşınmalı. Aynı gözlemlenen dolulukla iki kat farklı kayıp yolcu üreten bir parametre, rapor başlığında görünmüyorsa karar verenden gizlenmiş demektir.

Başlık: Temel Çıkarımlar ve Ticari Etki. Üç sütun. Sınırları Aşmak (dağınık noktalar ve bir regresyon çizgisi simgesi): First Class talebi ekstrem dalgalanmalara sahiptir (CV büyüktür 1); basit üstel modeller bu varyansı yakalayamaz ve gerçek talebi ölçemez. İki Aşamalı Doğruluk (iki düğüm arasında iç içe elmaslar simgesi): Coxian dağılımı (γ1, γ2 ve α geçişleri ile), bu dengesiz talebi modellemek için gereken esnekliği ve matematiksel kesinliği sağlar. Gerçekçi Varsayımlar (içinde yükselen bir çubuk grafik olan kalkan simgesi): kapanış oranlarının uçak tamamen dolmadan (örneğin yüzde 85 LFCF) gerçekleştiğini bilmek, reddedilen talepleri (spill) doğru hesaplamanın ve gelir sızıntısını önlemenin anahtarıdır.
Üç sütun iki ayrı hata kaynağını ayırıyor: yanlış dağılım ve yanlış kapanış varsayımı. İkincisi daha sinsi, çünkü modelin dışında duruyor.

Yarın işe yarayacak dört çıkarım

  1. Dağılımı CV’ye göre seç. Her kabin ve pazar için talebin varyasyon katsayısını ölç. CV bire yakınsa negatif üstel dağılım yeterli; birden büyükse ilk iki momenti eşleştiren iki aşamalı Cox dağılımına geç. Seçimi kodun içine gömme, ölçüme bağla.
  2. α’yı geçmiş veriyle kalibre et ve güncel tut. İkinci aşamaya geçiş olasılığı talebin kuyruğunu belirliyor. Bir kez ayarlanıp bırakılan α, bugünün oynaklığını değil kalibre edildiği dönemin oynaklığını taşır.
  3. LFCF’yi varsayma, ölç. Satışa kapanan uçuşların kapanış anındaki gerçek doluluğunu spill modeline besle. Ölçemiyorsan birden fazla LFCF senaryosunu yan yana çalıştır ve hangi varsayımla çalıştığını çıktıda göster; yüzde 50 dolulukta bile iki varsayım arasındaki fark yüzde 75.
  4. Yüksek dolulukta spill çıktısını kapasite sinyali olarak oku, ama hassasiyetini de oku. Kapanış oranı ve spill birlikte yükseliyorsa büyük uçak ya da ek sefer seçeneğini masaya koy. Yüzde 70’in üzerinde model LFCF varsayımına patlayarak tepki verdiği için, tek bir senaryonun rakamıyla filo kararı verme.

Bu bölümde ne yok: taşan talebin gelir yönetimi optimizasyonuna nasıl girdiği ve kısıtlanmış talebin geri kazanılması (spill bölümleri), taşan yolcunun bir kısmının aynı havayolunun başka uçuşuna geçmesi (recapture) ve ücret sınıfları arasındaki kaymalar. Kapasite kararının planlama döngüsündeki yeri “Havayolu pazarlama planlama süreci ve iş mantığı analizi” bölümünde. Bu bölüm yalnızca iki şeyi netleştirmek için var: oynak talebin hangi dağılımla modelleneceği ve spill rakamının hangi varsayımın ürünü olduğu.